a walk by Mehmet Koçdemir and Altuğ Şenel

Facebook Link

22 Ocak 2016 Cuma

On 22.1.16 by altug   No comments
İşte ilkbahar öncesi Likya Yolu sunum ve söyleşilerimiz. Artık hangisi sizlere uyarsa;
YER : ANAFOD – MALTEPE - İSTANBUL 
İstanbul Anadolu Yakası Fotoğraf Sanatı Derneği
16 ŞUBAT SALI
SAAT:20:00
http://www.anafod.org/ulasim-106117

YER : DÖRT KADIKÖY – MODA - İSTANBUL
04 MART CUMA
SAAT:19:30
Caferağa Mah.,Ressam Şeref Akdik Sokağı No:19, Kadıköy/Istanbul
www.facebook.com/dortkadikoy

YER : ZİRVE DAĞCILIK TEKİRDAĞ ŞUBESİ - TEKİRDAĞ
19 veya 26 MART CUMARTESİ
SAAT ve YERİ ilerleyen günlerde bildireceğiz.

Sunumun amacı belli. Tanışmak, konuşmak birbirimizin bilmediklerini paylaşmak.
- Likya Yolu'nu yürümek isteyenler,
- Likya Yolu'nu yürüyüp yine de bir hatırlayalım, bir araya geliriz güzel olur diyenler,
- Dağ bayır yürümek isteyip de "nasıl yapsam, nereden başlasam" diyen herkesi bekliyoruz.
Anlatmak keyifli. Daha da keyif vereni ortak fikirlerle, dağı bayırı, yağmuru güneşi, Likya Yolu'nu bahane edip herkesle yüzyüze tanışmak olacak.


24 Aralık 2015 Perşembe

On 24.12.15 by altug   No comments
2015 Eylül sonunda gerçekleştirilen ve Uzunetap ekibi tarafından davet edildiğimiz bu etkinlikte yaşadıklarımızı, fotoğrafları ve videoları paylaşacağımız bir etkinlik yapacağız.

Likya Yolu'nu işaretleri takip ederek bisikletle aşmak çok çok zor ama koşarak değil. Koşmak çok farklı bir disiplin.

İlgilenen herkesi 29 Aralık 2015 Salı günü Kocaeli'de Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği'ne bekliyoruz. İlla "koşmak" üzerine konuşmayız. Yürümeyi düşünenleri, tanışmaya gelmek isteyen herkesi bekleriz...


20 Aralık 2015 Pazar

On 20.12.15 by altug   5 comments
18 Aralık 2015 Cuma Saat: 19:00'da Ankara Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) Derneği'nde proaktif, katılımı yüksek çok güzel bir sunum oldu.

Yazdığımız kadar konuşmaya zaman kalmadı ama 1.5 saatten fazla süren bir söyleşi oldu. İzleyiciler de soruları ve yorumları ile sunuma katkıda bulununca daha da faydalı ve yürüyeceklere yol gösteren bir söyleşi oldu.

Bizim açımızdan en güzeli de bu günce ve Facebook üzerinden tanıştığımız sanal arkadaşlarımız ile yüzyüze görüşme imkanı oldu. Ankara'daki buluşmaya katılan veya telefon/mesajla ulaşıp katılamayacağını belirten, bu etkinlik için programını yapıp İzmir'den tanışmaya gelen herkese çok teşekkürler.

Likya Yolu hep olacak ama burada bir "merhaba" ile başlamış arkadaşlıklarımız çok daha kıymetli.

Etkinlikte de açıklamaya çalıştığım gibi sunumda özellikle "yürüme" ve "paylaşma" üzerine konuşmaya çalıştım.

Likya Yolu çok uzağımızda değil. Önemli olan "yürüme" eyleminin bünyemizi ve kendimizi tanıyabileceğimiz en etkili araçlardan biri olduğunu unutmamamız.

Yollar çok, yollar bitmez yeter ki biz yola çıkabilelim...

Bu arada nazik davetleri için Ankara Fotoğraf Sanatı Kurumu Derneği (FSK)'ne (www.fsk.org.tr) de çok teşekkür ediyoruz.

Sırada İstanbul ve İzmir var. İstanbul'da daha önce sunum yapmıştık ama tekrar yapabiliriz gibi gözüküyor.

Bu arada diğer yollar ile ilgili tüm bilgiler ve linkler yeni adresimiz www.yuruyusyollari.com da. www.likyayolu.org tabii ki devam ediyor...

Duygu Kaşıkçı, Sami Türkay ve Frig Yolu'nu biz doğaseverlere
kazandıran FSK üyesi Hüseyin Sarı'dan plaketi alırken...

Söyleşi öncesi ısınma turlarım.

Altuğ dalmış konuşmaya Hüseyin Sarı kaçamıyor.

Sunum sırasında...

Sunum sırasında...

Aykut Bulut ile sonunda karşılaşıp tanıştık.

İzmir'den kalkıp Ankara'ya kadar gelen arkadaşlar. Artık arkadaşlık sanal değil. Ne güzel.
Hülya Gülçin.

İşte İzmir'li bir başka arkadaşımız.
Ankara programını bugüne yapmış sağolsun. Sezgin Arıdıcı.
Eşi Ünal Arıdıcı'ya da çok sevgiler...

Bu da sayfada Ankara sunumumuzun hatırası olarak kalsın.

27 Kasım 2015 Cuma

On 27.11.15 by altug in ,    No comments
Tüm güncelerimizin bir arada toplandığı, duyuru, güncel bilgiler ve yazılarımızın paylaşıldığı yeni web sitemiz yayında.

www.yuruyusyollari.com

Kanallarınızın ayarı ile oynamayınız zira eski websitelerinin adresleri değişmiyor sadece bu yeni adresimiz üzerinden hepsine link bulunuyor. Dolayısıyla Likya Yolu haricinde yaptığımız tüm yürüyüşlere buradan ulaşabileceksiniz.


Here’s our new web address that contain all of our walks on different culture routes. It contains latest news and updates as well.

www.hikeinturkey.com

No change in previous websites. They remain the same. HikeInTurkey gathers them together and make you see all culture routes we walked and announcements anout our future walks.

At first you'll be linked to Turkish version but we'll be lauching the English version soon.

If you have a plan to hike in Turkey o not hesitate to ask for further questions we're ready to assist (email to altugsenel@gmail.com).
Thanks...

Giriş sayfası
Snapshot from intro page

4 Ekim 2015 Pazar

Likya coğrafyası gezerek, okuyarak, hatta koşarak bitmez. Ruhu farklıdır. Her ziyarette yeni bir yaşantı ve tecrübe ile karşılaşılır, hüzünle geri dönülür. Likya Yolu bu sefer beni ultramaraton için geri çağırıyor ve yollara düşüyorum.
Son beş senedir adım adım arşınladığım antik Likya Yolu boyunca karşılaştığım insanlar tarafından nasıl bir ruh halinde görüldüğümü bilemiyordum. Bu sefer patikaları koşacakları, yorgunlukları, neler hissetiklerini onlardan dinlemek ve gözlemlemek farklı bir tecrübe olacaktı.
Yaklaşık 42 km'lik normal maraton mesafesini aşan dayanıklılık yarışları "ultramaraton" olarak adlandırılıyor. Her yıl binlerce sporsever bu yarışlara katılabilmek için düzenli antreman yapıyor. Ultramaratonun ruhu diğer sporlara göre biraz farklı çünkü dostluk ve yardımlaşma da çok önemli. Hedef dereceye girmek olsa da önemli olan günlerce süren, sabır ve dayanıklılık gerektiren parkurları tamamlayabilmek.
Buluşmamız etkinliğin ilk gün kampı alanı olan Fethiye’nin Gemile Koyu’nda gerçekleşiyor. Ultramaraton boyunca sürekli yer değiştireceğimiz için konaklamamız da göçebe yörükler gibi geleneksel kıl çadırlarda oluyor. Kıl çadırın kendine has kokusuna alışkın olmayanlar başlangıçta bunu yadırgasa da Likya Yolu üzerinde geçecek bir hafta boyunca daha ilk günden kokuya ve uyku tulumlarında uyumaya alışıp gideceğiz.
Akşam yemeğinden sonra organizasyon ekibi ultramaraton koşacak sporcuların günlerce çantalarında taşıyacakları yeme içme ve zaruri eşyaları denetliyor. Acil yardım malzemeleri, uyku tulumu, kafa feneri, mat ve düdük gibi malzemelerin haricinde çantada günlük minimum 2500 kalori yemek olmalı. Eğer az ise mutlaka ilave yapmaları gerektiği hatırlatılıyor. Fazlası ekstra ağırlık anlamına geliyor ki hiç bir sporcu böyle bir durumu göze almak istemez.


Çantalar kontrolden geçiyor.

Sporcular yarış boyunca fiziksel ve zihinsel kapasitelerini zorlamalarının yanında, iyi bir koşu stratejisi yapmaları gerekiyor. Fethiye’den başlayıp Çıralı’da tamamlanacak etkinlikte Likya Yolu’nun 250 km.lik bölümü toplam 6 etapta koşuluyor. Katılımcıların yarış boyunca sırtlarında taşıdıkları yiyeceklerin yanında, su ihtiyaçlarını da kamp alanlarında veya parkur boyunca kurulan su noktalarından karşılıyorlar.
Ultramaraton tecrübe de gerektirdiğinden, uzun ve zorlu parkurları koşamayacaklar için de kategoriler bulunuyor. Ultramaraton harici daha kısa mesafeli kategorilerde koşacakların yiyeceklerini sırtlarında taşımaları şart değil zira yiyecek ve içecek ihtiyaçları organizasyon tarafından karşılanıyor. Şartlar ne olursa olsun Likya Yolu’nun zorlu patikalarında herhangi bir kategoriyi tamamlamak da önemli bir başarı.
Çanta kontrollerinden sonra her akşam düzenlenecek olan toplantılardan ilki gerçekleştiriliyor. Burada yarışma kuralları hatırlatılıyor ve ertesi gün koşulacak olan parkurlar hakkında bilgiler veriliyor. İlk gün olması sebebiyle her yarışmacıya verilen takip cihazları ve GPS hakkında da bilgiler veriliyor. Böylelikle her yarışmacı anlık olarak takip edilerek kaybolma riskinin önüne geçilip, olası bir sağlık probleminde yerinin kolaylıkla tespit edilmesi sağlanmış oluyor.

Lafı fazla uzatmadan ilk gün fotoğraflarını paylaşalım. Fotoğraflara tek tek konu girebilmek mümkün olmadı açıkçası. Kendinden birşeyler bulacak herkes fotoğrafları email (altugsenel@gmail.com)  atarak talep edebilir. Bir de küçük bir rica bu kadar emeği boşa harcamamanız için fotoğrafları kişisel sitenizde vs. kullanırsanız (www.likyayolu.org veya www.yuruyusyollari.com) referans vermenizi rica ediyoruz.


Buluşma ve akşam yemeği sonrası ilk gün toplantısı.

(Gemile Koyu / Fethiye)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

İlk gün etabı Ovacık’tan, Likya Yolu’nun doyumsuz Ölüdeniz manzarası ile başlıyor. Sporcuların birçoğu buralara ilk defa geldiği için karşılarına çıkan manzaralar karşısında koşmayı adeta ikinci plana atıyor.
Ovacık’tan başlayan 36 km uzunluğundaki ilk gün parkur Babadağ eteklerinde bulunan Kozağaç ve Kirme köylerinden geçerek, Alınca ve Boğaziçi üzerinden daha çok Roma dönemine ait kalıntılar görülebildiği Sidyma Antik Şehrinde son buluyor.
Likya coğrafyası kayalık ve uzun iniş-çıkışlar içerdiğinden, kendine has zorluğu daha ilk koşu gününün akşamında sporculardaki yorgunluktan anlaşılıyor. Herkes halinden memnun ancak yorgunlukları aşikar. Akşam yemeğinden sonra da kamp adeta sessizliğe bürünüyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yükseklikteki bu antik şehirde sonbaharın serin dokunuşu birçoğumuzu üşütüyor olsa da ertesi günün heyecanı ve Likya’nın havasını solumak uykuyu bölebilecek tüm olumsuzlukları adeta unutturuyor.


Kirme'deki checkpoint sonrası koşu Alınca'ya doğru devam ediyor.

İLK GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Fethiye - Sidyma)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Maratonun ikinci günü Likya’lı güneş tanrısı Apollon’un izlerini takip ederek 47 km. koşacak olan sporcular Sidyma’dan başlayarak Bel Köyü üzerinden sarp ve sürekli dikkat gerektiren bir inişe sahip Gavurağılı’na ulaştıktan sonra Pydnai kalesi üzerinden Likyalı güneş tanrısı Apollon ve Artemis’in anaları Leto adına kurulmuş Likya’nın dini merkezi Letoon Antik Şehri’ne ulaşıyorlar.
Parkurun son bölümünde ise, yaklaşık 7 km. uzunluğundaki Patara kumsalı boyunca koşarak Apollon’un doğduğu yer olarak bilinen, Likya’nın önemli liman kenti Patara’dan geçerek ve ikinci gün etabını Kalkan’ın Pınarkürü mevkiisinde bitiriyorlar.
İkinci günün ardından kamp yerimiz Letoon ve Pınarkürü’nden araç transferleri ile Kaş’ın Büyükçakıl sahili oluyor. Sporcular ilk gün tam dinlenemeden ikinci günün de zorluğu üzerine eklenince kamp alanında yorgunluk yeniden galip geliyor. Ancak keşif ruhu üçüncü günün ardından kazanan taraf oluyor ve gün sonundaki yorgunluklar sonraki günlere devredilmiyor.
Kaş’ta bulutsuz, pırıl pırıl bir güneş batışı seyredip, akşam toplantısında da önümüzdeki Kekova parkurları hakkında teknik ve tarihi bilgileri de aldıktan sonra, yorgunluğu herkes bir kenara atıyor ve heyecan ile yarını beklemeye başlıyor. Işık ülkesinin kalbine, Kekova’nın yalnız patikalarına doğru ilerledikçe “artık doğanın bir parçası olmuştuk” dersek yalan olmaz.


İkinci gün koşusu Kalkan'a doğru devam ediyor.
Sporcular Kumluova sahiline yakın Letoon'a doğru ilerliyor.

İKİNCİ GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Sidyma - Patara - Kalkan)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Üçüncü gün 35 km. uzunluğunda Kaş ve Kaleköy (Simena) arası koşuluyor. Sırasıyla; Limanağzı (Sebeda), tarihteki en eski deniz batıklarından birinin çıkarıldığı Uluburun, Ufakdere, Boğazcık (Apollonia), Aperlae ve Üçağız (Theimussa) üzerinden Kaleköy’ün arkasındaki geniş düzlüklerde etap tamamlanmış oluyor. Aperlae’ye lahitler ve şehir surları ve muhteşem manzaralar eşliğinde yapılan iniş sırasında, Ufakdere ve Üçağız’da birçok sporcu koşmayı bırakıp hatıra fotoğrafı için mola vermeyi ihmal etmiyor.
Üçağız üzerinden akşam kamp yapacağımız Kaleköy’e ulaştıktan sonra Kekova’nın doğasından da olsa gerek, kimselerde yorgunluktan eser yok. Gerek organizasyon gerekse sporcular arasında geçen keyifli ve samimi sohbetler bu gibi organizasyonların ortak dünya görüşüne sahip doğaseverleri bir araya getirebileceğini açıkça gösteriyor.

Üçüncü gün Kekova'da.
Aperlae Antik Kenti'nin kalıntıları arasından sahile doğru iniliyor.


ÜÇÜNCÜ GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Kaş - Simena)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Son gün koşulacak olan 115 km. parkur öncesi ısınma denebilecek, 11 km uzunluğunda kısa Kaleköy-Çayağzı etabının ardından sporcular son etap için Demre’nin Çayağzı sahilinde kampta dinlenmeye başlıyorlar.
Kamp alanımızın bulunduğu yer antik zamanlarda Andriake olarak bilinen önemli bir liman kenti. Granarium adı verilen ve günümüze kadar ayakta kalabilmiş Avrupa’nın en büyük antik tahıl ambarlarından birisi burada bulunuyor. Yakın dönemde aslına benzemeyen türden bir restorasyon görmüş olsa da çevresindeki kalıntılarla oldukça etkileyici görünüyor.


Dördüncü gün mesafe kısa olunca eğlence de fazla oluyor haliyle.

DÖRDÜNCÜ GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Simena - Çayağzı)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)



Çayağzı'nda sabah kahvaltısı.
Uzun etap koşusu için akşam saatleri beklenecek.

BEŞİNCİ GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Transfer ve hazırlık günü)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Koşunun sona ereceği Çıralı sahilindeki kamp alanına sporcular 100 km. üzerinde zorlu bir koşu sonrasında ulaşıyor olacak. Gece saat 00:00’da Finike’den başlayarak yaklaşık bir gün boyunca sürecek koşu Çıralı sahilinde sona erecek.
Uzun etabın 70. km. istasyonunda sporcular limon, tuz ve sıcak su molası için durduklarında konuşmakta bile zorlandıklarını görebiliyorduk. Ne olursa olsun, kalan mesafelerin küçük bir ayrıntı olmaktan öteye gitmediği bu durumda herkes koşuyu bitirmeye kararlıydı.
Bitiş noktasına ulaşan her bir sporcu için herkes saygı gösterircesine oturduğu yerden kalkıyor, var gücü ile alkış tutuyor, tebrik edebilmek için yanına doğru gidiyordu. Yarışı bitirenler kısa süren şaşkınlığın ardından etrafında toplanan insanlara doğru bakmaya başlıyor, gülerek ve eğlenerek konuşmaya başlıyordu.
Finike'de koşu öncesi son hazırlıklar.
GPSler son kontrolden geçiyor.

ALTINCI GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Finike - Çıralı / Uzun Gün)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Likya Yolu çöl koşularının bile bulunduğu uluslararası ultramaraton parkurları içerisinde parkur zorluğu açısından başı çekenler arasında. Yarışmayı derece ile bitirmek gurur verici ancak maratonu tamamlıyor olmak daha kıymetli. Yarış sonrasında derece olarak alt sıralarda kalan sporcularda bile ultramaratonu tamamlamış olmanın mutluluğunu ve gururunu görebilmek mümkündü.
Yarış sonrası sahilde serbest geçen gün sonrasında ödül töreni bir o kadar eğlenceli oldu. Koşan veya koşmayan, etkinliğe katılan herkes dereceye girmiş gibi mutluydu. Bu uluslararası organizasyonda emeği geçen herkesi, yarış direktörü Prof. Dr. Taner Damcı ve Uzunetap ekibini ayrıca kutlamak gerekiyor. Her etkinliğin ardından yerinde saymadan, üzerine koyarak, organizasyonları yapabiliyor olmak gurur verici bir hedef.
Bu kadar başarılı bir organizasyonun ardından kazananı da tebrik etmemek olmaz. Erkeklerde Mahmut Yavuz 33 saat 28 dakika, bayanlarda ise İngiltere’den Erica Terblanche 38 saat 49 dakika ile birinci oldular.
Likya Yolu Ultramaratonu farklı ülkeler ve şehirlerden çok sayıda sporcunun ve gönüllünün biraraya gelerek doğada dayanışma ile mücadele ettiği farklı bir deneyim. Keşke günlük yaşantımızda da rekabeti böyle dostça yaşayabilsek.


Ultramaraton Hatırası

(4G ve 6G Koşuları ve Ödül Töreni)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)


Likya Yolu Ultramaratonu ile ilgili daha geniş bilgiyi www.likyayoluultramaratonu.com adresinde de bulabilir belki 2016 olanına da başvuru yaparsınız. Kimbilir?

Fotoğraflardan talep etmek isteyenler olursa dosya isimlerini adlarını yazarak altugsenel@gmail.com adresine e-mail atabilir. Para pul ücret harç borç yok.

Bu arada kimsenin hakkını yemeden, tüm kategorilerde dereceleri yazalım:



Ultramaraton Erkekler
1- Mahmut Yavuz
2- Faruk Kar
3- Mustafa Kızıltaş

Ultramaraton Bayanlar
1- Erica Terblanche
2- Aylin Savacı Armador
3- Bakiye Duran

Discovery 6G Erkekler
1- Utkuer Yaşar
2- Mehmet Yener
3- Göksen Çınar

Discovery 6G Bayanlar
1- Sibel Berna Çankaya
2- Gülcan Ürper
3- Çağla Pole 

Discovery 4G Erkekler
1- Ayhan Taşkıran
2- Fırat Çavaş
3- Hüseyin Kaymaz

Discovery 4G Bayanlar
1- Seda Nur Çelik
2- Aslı Sertçelik
3- Tuğba Tetik

Sevgiler.
Altuğ Şenel

15 Ağustos 2015 Cumartesi

On 15.8.15 by altug in , ,    No comments
15 Ağustos 2015 Cumartesi günü Frig Yolu'nu (Ankara, Eskişehir, Kütahya, Afyon) bize kazandıran Hüseyin Sarı ile birlikteydik. Mütevaziliğinin ötesinde, kendi imkanları ile bastırdığı kitabını bizzat elden aldım.



Kendisiyle sadece yürüyüş rotaları haricinde sıkça biraraya geliyoruz. 500 km.lik Frig Yolu'nu yolu adım adım işaretleyip ve sıkça yenileyerek bizlere kazandırdığı için kendisine teşekkür etmek lazım.



Daha detaylı bilgi için;


Kitap ile bilgiler de web sitesinde var. Kitabın ekinde detaylı haritası da mevcut. 

Yürüyecek yerler çok da uzağımızda değil.

Kendisine söz likyayolu.org gibi adım adım yürüten bir Günce de Frig Yolu için olacak.


Altuğ, Hüseyin Sarı ile Ankara'da.

13 Ekim 2015 Salı günü Hüseyin Sarı'yı Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği'nde Frig Yolu'nun tanıtımı ve sunumu için ağırladık.

Frig Yolu'nun alternatif turizme kazandırılması, işaretleme, yol direklerinin dikilmesi ve kitabı hakkında bilgiler verdi. Kültür yollarının yürüyüşçüleri olarak kendisini büyük keyif ve heyecanla dinledik.

Herkesin önünde bize Likya Yolu gibi bir günceyi Frig Yolu için de yazmamızın sözünü verdirdi. Biz de kendisini kırmadık tabii ki. Buradan da yazılı olarak sözü verelim ve zaten programda olan Frig Yolu'nu adım adım yürüyerek bir günce yazacağız diyelim.

Bu arada kendisi 10 adet Frig Yolu kitabını satılmak üzere bize bıraktı. Dileyenler altugsenel@gmail.com adresine email atarak kitabı talep edebilirler (30 TL.). Kitap içerisinde harita da var.







13 Ağustos 2015 Perşembe

On 13.8.15 by altug   No comments

18 – 22 Mayıs tarihleri arasında planladığımız Likya Yolu yürüyüşünü Mehmet ve Altuğ hariç toplamda 15 kişi ile gerçekleştirmeyi planladık.

Performans yürüyüşü yapma niyetinde değiliz. 2011’den bugüne kadar yazıştığımız arkadaşlarla yaşadığımız şehirlerde bir rastlantı eseri görüşmektense, bu güzel doğa arkadaşlığının başlangıç noktası olan Likya Yolu üzerinde görüşelim dedik. Arkadaşlıklarımızın sadece sosyal alemlerde birbirimizin gönderilerini “like” veya “beğen” yapıp paylaşarak kalmasını istemedik.

Bu eski arkadaşların bir araya gelip, buluşması değil elbette, birçoğumuz birbirimizi bugüne kadar hiç görmedik. Ne zamandır hep birlikte yürümek isteyen, bizim de birlikte anılarımız olsun diyen doğaseverlerin bir buluşması, ancak bazı şeyleri minimum düzeyde de olsa kontrol altında tutabilmek ve sağlık bir organizasyon yapabilmek adına katılımı 15 kişi ile sınırlı tutmak durumundayız. Bu açıdan katılmak isteyip de, katılamayacak olanlardan şimdiden özür dileriz ve ileriki tarihlerde onlara da bir organizasyon yapacağımızın bir sözünü vermiş olalım.

18 Mayıs 2016 Çarşamba sabahı Kaş’ta buluşup SABAH belli bir saatte yürüyüşe başlayacağız. Zira ilk gün yolumuz uzun.

Bu bir performans yürüyüşü olmasa da ortak hareket etmek için bazı zaruri durumlar var. Sağlanması zor şartlar değil. Şöyle ki;

- Yürüyüş ve kamp çadırlı olacak. Pansiyonların imkanlarından yararlansak da (su, duş, yeme-içme) konaklamayacağız. Özetle, çadır şartı var.

- Daha önce hiç yürümemiş veya sağlık sorunu olan arkadaşlar varsa bizi uyarmalı. Yaklaşık 60 km. yol yürüyeceğiz. Hatta ilk gün neredeyse yarı yol kadar mesafe yürümeyi planlıyoruz.

- Eksik ekipman olmamalı. Hani ayakkabı, çadır, çanta tam olmalı. Nasılsa birinde olabilir diye yola çıkılırsa ilerleyen saatlerde grupta uyum bozulmasın. Ayrıca yürüyüşte birbirimizle arayı kilometrelerce açmamalıyız.

- Daha da önemlisi uyum. Sonuçta bu hiçbirimizin para kazanma amacı gütmediği bir yürüyüş. Sakatlanma veya hastalık olmadığı sürece “gelirim gerekirse birisi benim çantayı taşır, kahrımı çeker” diye düşünmeyin.

- Yeme içme konusunu herkes kendine göre hesaplayabilir. Mümkünse soğuk konserve türü yiyecekler taşınmasını öneriyoruz. Ocak vs. hiç uğraşmayalım. Karar sizlerin. Pansiyon yakınlarına kamp atacağımız için oralarda da yemek yiyebilirsiniz. Üçağız’da market olduğunu hatırlatalım dolayısıyla yanınıza daha yolun başında 4 günlük yemek almayın.

Valla şartlar görüldüğü üzere çok ağır. Karar sizlerin... :)

Burada amaç yürüyüş sonunda güzel arkadaşlıkların kurulması ve devam etmesi.

Kısa kesip programı yazalım. Daha fazla sorusu olan Altuğ’a email atabilir (altugsenel@gmail.com).




** 18 Mayıs 2016 Çarşamba - GÜN - 1: Kaş’ta buluşma ve Boğazcık’a yürüyüş **



Toplam yürüyüş mesafesi: 25 km.

Yaklaşık süre: 10 saat

Yemek: Kısa durakları saymazsak yol boyunca bir öğün yemek yiyeceğiz (öğle yemeği).

Kaş’tan sabah en geç 08:30’da hareketle Limanağzı, Fakdere, Üzümlü Sahiline ulaşmamızın ardından, Boğazcık’a doğru tırmanıyoruz.

Kampı Boğazcık’ta Apollonia Lodge’un bahçesine kuruyoruz. Kamp ateşi, akşam yemeği de burada, özetle yeme içme bir arada. İsteyen pansiyonun yemek imkanlarından da yararlanabilir. Burada yapılacak harcamaları herkes kendi cebinden karşılayacak tabii ki.

Kalabalık olduğumuz, pansiyonu su ve genel ihtiyaçlarımız (tuvalet, duş, telefon şarj vs.) için kullanacağımızdan pansiyona kişi başı 10 lira vereceğiz. Bu hepimiz için geçerli.




** 19 Mayıs 2016 Perşembe - GÜN – 2: Boğazcık - Aperlae **



Toplam yürüyüş mesafesi: 8 km.

Yaklaşık süre: 4 saat

Yemek: Sabah yola çıkmadan atıştırma türü yiyebiliriz. Yolumuz çok uzun değil.

Sabah 09:00 civarında hareketle Boğacık’tan yola çıkıp Kılınçlı üzerinden Aperlae’ye ineceğiz. Öğlen civarında Purple House’a ulaşmayı planlıyoruz.

Kampı Purple House’da Rıza’da kuracağız. Öğleden sonra herkes serbest. İsteyenler öğleden sonra denizde çırpıntı başlayıp deniz bulanmadan batık şehri deniz gözlüğü ile gezebilir. ( Rıza’da yeterli maske ve şnorkel yok, dileyenler çantalarının dibine bir yüzücü gözlüğü atsınlar )

Kampı atıp öğle yemeğinden sonra biraz dinlenip öğleden sonra (15:00- 16:00) gibi mantar gibi gözüken Sıçak yarımadasının tepesine yaklaşık iki saatlik bir yürüyüş yapacağız. Burada katılıp katılmamak serbest. İsteyen yüzer, isteyen yatar.

Tüm yürüyüş boyunca işletmelerde yemek içmek zorunlu değil. İsteyen yemeğini yanında getirebilir, isteyen pansiyonda yiyebilir. Bu masrafların ekstra olacağını tekrar hatırlatalım.

Burada da Rıza’ya kişi başı 10 lira vereceğiz. Bunu su kulanımı ve genel ihtiyaçlar (tuvalet, duş, telefon şarj vs.) için veriyoruz. Bu arada Rıza’da içme suyu ücretli. Çeşmeden akan su, depolanmış yağmur suyu ve sadece kullanım amaçlı, içmeye uygun değil. Kendisi içme suyunu Üçağız’dan getirttiği için ücretli.



** 20 Mayıs 2016 Cuma - GÜN – 3: Aperlae - Üçağız - Kaleköy **



Toplam yürüyüş mesafesi: 11 km.

Yaklaşık süre: 7 saat

Yemek: Kahvaltı yol üzerinde. Öğle yemeğini Üçağız’a ulaştıktan sonra meydanda bir yerlerde yiyebiliriz.

Sabah 08:00 civarında hareketle Aperlae’den Üçağız’a doğru ilerliyoruz. Muhtemelen bir iki mola ile Üçağız’a öğle saatlerinde ulaşacağız. Öğle yemeğini Üçağız’da yerken marketten önümüzdeki iki günün alışverişini yapabiliriz (konserve, su, atıştırma, bira, şarap vs.).

Üçağız’da 1 saatlik molanın ardından Kaleköy’e yürüyoruz. Kampı Kaleköy’de Mehtap Pansiyon’da atacağız.

Kampı attıktan sonra herkes serbest. İsteyen Simena’yı gezebilir (müze kart unutmayın) isteyen Kekova’da denize girer. İsteyen yatar 

Kaleköy’deki son gecemizde ateş yakıp çadırların civarında oturacağız. Yeme içme şartları burada da aynı. Burada biz de daha önce kalmadık. Hepberaber tecrübe edeceğiz. Kekova Kekova’dır. Ruhunu yaşayalım yeter.

Burada da ücret kişi başı 10 lira (su ve genel ihtiyaçlar (tuvalet, duş, telefon şarj vs.)).



** 21 Mayıs 2016 Cumartesi - GÜN – 4: Kaleköy – Kapaklı - Çayağız **



Toplam yürüyüş mesafesi: 14 km.

Yaklaşık süre: 8 saat

Yemek: Kahvaltı yol üzerinde. Öğle yemeğini Kapaklı Koyu’nun aşağısında kalan Gökkaya Koyu’nu seyrederek yiyiyoruz.

Son gün başlıyor. Sabah 08:00 civarında hareketle Çayağız’a doğru ilerliyoruz.

Gökkaya Koyu sonrasında Çayağız’a doğru ilerliyoruz. Çayağız’a gelmeden yaklaşık 1 saat kadar öncesinde Kekova’ya veda anlamında Çoban Plajında deniz molası vermeyi planlayabiliriz.

Çayağız’a ulaştığımızda eğer oradaysa Balıkadam Salih’te çay molası verip, zaman kalırsa kısa bir deniz sefası ile Kaş’a döneceğiz.

Kaş’a transfer için bir araç organize edeceğiz ve bizi Çayağız’da bekliyor olacak. Araç ücretini Kişi başı 20 TL gibi düşünebilirsiniz. Buradan ayrılıp yollarına devam etmek isteyenler varsa bu ücreti gözönünde bulundurmasınlar.

Yukarıda yazdığımız zaruri ücretlerin toplamı 50 TL olup fazlası olmayacaktır (yeme içme ekstraları hariç tabii). Daha az da olabilir. Sonuçta konaklayacağımız yerlerde su ve diğer genel imkanlardan yararlanacağız. Bizim de bir desteğimiz olsun gibi düşünelim.

Programda ufak değişiklikler olduğu takdirde yine buradan duyuruyu yaparz.

Ana hatları ile plan bu şekilde. Umarız güzel bir yürüyüş olur ve yeni dostlukların kurulmasına aracı olmuş oluruz. Herkese sevgiler, güzel günler...

1 Ağustos 2015 Cumartesi

On 1.8.15 by altug   No comments
Kuru kuruya yürümek olmaz. Yürürken tanışmak lazım. Arkanı dönüp gitmek de olmaz.

2011'de (30 Mayıs 2011) Likya Yollarında yürürken Kalkan Üzümlü'de donumuza kadar ıslanmışken karşılamıştı Mehmet'le bizi. Altan Abi. Asabiyetin zirvesindeyedik. Tüm gün ıslanıp terimizin üzerimizdekileri kurutabildiği ender zamanlardan biriydi. Köye 400 metre kala öylesine bir sağanak yağmura yakalandık ki Altuğ sinirden yerleri dövüyordu adeta. Çantalar bile perişandı. Biz çorapların sularını özenle sıkarken ilk çayları bize ısmarlamıştı. Zorla çayı "yahu için be ya. soğutmayın" diyerek içirmişti.

Biz şehire döndük tabii kargaşadan unuttuk o güzel sakin dünyayı (bugün düşününce ıslandığımız anın bile özlendiğinin farkına varıyoruz) ama sağolsun o unutturmadı kendini aradı sordu. Utandırdı bizi.

Her telefonda davet etti durdu. Altuğ da "oralara gelirsem mutlaka uğrayacağım" dedi kendisine. Söz verdik ona.

Bu sene tatil amaçlı o bölgeye gittiğimizde uğradık oralardan geçerken. Çayını içtik. Bu sefer zorlamadı ama. Sakin sakin içtik. Sağolsun arabaya koyuverdi bahçesinin zeytinini, zeytinyağını, karpuzunu, sabununu.

Likya Yolu da hemen arkadaki tepelerden geçiyor zaten. Çavdır-Çayköy-Üzümlü. Burası Kalkan'ın sırtlarında bulunan Çayköy.

Yürümek her zaman iyi güzel, dağlar bayırlar yüzlerce yıl daha orada olacak ama tanışıp arkanda güzel arkadaşlıklar bırakmak, hatırlanmak bizim için her zaman daha önemli oldu. Yürüyecekler için örnek olması açısından bunu paylaşalım dedik. Bunun gibi o kadar çok köy var ki uğranacak...

Aslında bu günce birçoğumuz için rehber özelliği taşısa da aralarda tanıştığımız, selamlaştığımız insanları da yazmaya ve anlatmaya çalışıyoruz. Her ne kadar imla ve yazım kuralları dışında olsa da Likya Yolu güncesinin anlatım biçimi samimi geliyor. Ne hissediyorsak onu yazmaya çalışıyoruz. Keyfimiz yoksa kısa, mutluysak satırlarca yazabiliyoruz.

Madem yazdık biçtik, şöyle bir hatırlayacak olursak 2011'de neler yazmışız? Bir bakalım:

"Tam bir Türk evladı gibi üst kattaki kullanılmayan boş lokantaya yayılıp ne kadar ıslak eşyamız varsa hepsini sandalyelerin üzerine serdikten sonra alt kattaki lavaboda elimizi yüzümüzü yıkayıp hayallerimizi süsleyen pide-alabalik-salata siparişimizi veriyoruz. Köy yerindeki bu sıcacık lokantada derinden gelen televizyon sesi ile tüm yorgunluğumuza rağmen güle oynaya yediğimiz bu akşam yemeğini ikimiz de hayatımız boyunca unutmayacağız. Yemekte yanımıza köy hakkında bilgiler vermeye çalışan Altan Abi ile sohbet ediyoruz. Eve döndükten sonra Altan Abi bize kargo ile zeytinyağı, bal, pekmez yollayacak. Köy meydanındaki bu lokantada pide hatta Üzümlü'nün yukarısındaki İslamlar köyünün buz gibi dere suyunda yetiştirilen güveçte alabalığı tatmadan geçmeyin diyoruz." (link)

Söz verdiğimiz gibi. Mayıs 2011'den sonra kendisine yeniden uğradık.

31 Temmuz 2015 Cuma

Likya Yolu’nun 3 günlük “Kekova” parkurları Magma Dergisi'nin 6. Sayısında (Ağustos-Eylül).

Yürüdükçe doğa ve tarihini de ruhunuza işeleyen Kekova ölümleri bizim için Likya Yolu'nun her zaman en farklısı. Kekova parkurları anlatmakla bitmez ama elimden geldiğince Ağustos Sayısında yazmaya çalıştım.

Mayıs 2016 yılında hep beraber yapacağımız Likya Yolu-Kekova yürüyüşü için “acaba nerelerden yürüyeceğiz, ruh halimiz ne olacak? Acaba becerirmiyim?” sorularına belki bir cevap olur.



28 Temmuz 2015 Salı

On 28.7.15 by altug   No comments
Zamanda bize de yapılmış bir tavsiyeden yola çıkarak sizlerle bu deneyimi paylaşalım dedik. Konumuz çantalarımızın transferi sırasında korunması.

İnsanın kendi malı olmayınca maalesef kimse eşyalara sahibi gibi özenli davranmıyor. Bunu çantalarımızı havaalanı veya otogarda bagaja teslim ederken sağlam verip zarar görmüş halde almamız imkan dahilinde bir durum.

Çantalarımıza gelebilecek (perlonlarının kırılması, sırt/bel yastıklarının yırtılması veya kopması) bir zarar tüm programın iptal olması anlamına gelebilir. Yeni bir çanta alınmasını yazmıyoruz bile. Bu işin sigortası, hukuki süreci olabilir ama özenerek, büyük hayallerle yaptığımız program yanıyor en kötüsü de bu.

Böyle bir durumun yaşanmaması veya ihtimalinin en aza indirilmesi için basit ve ucuz bir uygulama tavsiye edebiliriz.

Çantanızı bagaja teslim etmeden önce çantalarınızı, varsa çadır, baton ve diğer dışarıda duran eşyaları çantaya bağlayarak marketten alacağınız bir streç film ile çantayı sabırla kaplamak. Çevir çevir bir süre sonra sıkılıyor insan, bu sebeple “sabırla” bölümünü ilave ettik.

- Fermuar ve perlonlarını daima kapalı, sırt ve bel yastıkları kısaltılmış olarak, gevşeklik kalmayacak şekilde çantanın toplu halde kalması.

- Çadır, baton gibi dışarıda kalacak ekstraları çantaya yapıştırdıktan sonra streç film ile kaplamaya başlamak.

- Streç filmi unuttunuz mu? Beceremediniz mi? Bu da dert değil. Havaalanlarında hatta büyük otogarlarda benzer uygulamayı yapan makinalar var ama biraz daha pahalıya.

Çanta oldukça sıkı kaplanacağından seyahat sırasında ihtiyacınız olabilecekleri film ile kaplamadan önce yanınıza almayı unutmayın. Açtıktan sonra kapatması da dert olacaktır. Özetle, çantanızı teslim alana kadar da filmi çıkarmayın.

Teslim aldığınızda streç filmin halinden çantanızın nasıl ve ne şartlarda taşındığını, "yahu bu adamlar ne anlatmaya çalışıyor böyle?" sorusunun cevabını anlayacaksınız.


Çanta kaplandıktan sonra.
Yer: Sabiha Gökçen Havaalanı


Perlonları kapatılmış bir çanta

Perlon

Çanta teslim edilirken perlonları kapalı,
kemer ve askılar gevşek kalmamalı

Bu da mutfaklerda sıkça kullandığımız bir streç film

Streç film rulosu. Sabırla hepsini kullanın.
Fazla sarmaktan asla zarar gelmez.
Sadece açarken uğraşırsınız o kadar.

Batonlar da kenara sıkıştırılmış durumda.
Yolculuğa hazırız.

20 Haziran 2015 Cumartesi

On 20.6.15 by altug
Her sunumda, konuşmada belirttiğimiz üzere herşey www.likyayolu.org ‘da hatıraları yazmakla başladı. Sonrası yol gösterici ve teşvik eden bir paylaşım oldu.


Ardından güncellemeleri ve online soru/cevap türü bir etkileşim yaratmak için kurduğumuz bu Facebook grubuna çok sayıda katılımcı aldık.

Daha da önemlisi günce ve bu grup çok sayıda arkadaşı yürümeye teşvik etti. Hatırası çoktur anlatmakla bitmez.

Fotoğraf gösterileri ve söyleşilerde çok sayıda arkadaş ile tanıştık. Güzel dostluklar kurduk.

Bazısıyla yeniden veya birçoğunuzla ilk defa biraraya gelme anlamında 2016 yılı İlkbahar’da Likya Yolu üzerinde bir araya gelelim diyoruz. Çok uzun olmasa da hem yürüyelim hem de bir arada olalım, tanışalım.

18 Mayıs Çarşamba Kaş’tan hareket ile akşamında Boğazcık, 19 Mayıs’ta Aperlae, 20 Mayıs Cuma Üçağız, 21 Mayıs Cumartesi Andriake/Demre.

Ardından Kaş’a transfer. Katılmak serbest. Sayı henüz belli değil ama katılımcı sayısında bir limit olacak tabii. Ücret falan yok. Herkes ulaşımı, yemesini içmesini karşılasın yeter. Maksat bir arada olmak. Herkes kendinden birşeyler katar. Hiç gelmeyen olsa bile biz yürüyor olacağız. Bizi tanıyan bilir.

Konaklama konusunda herkes serbest ancak çadırda kalmak istemeyenler olabilir o yüzden çadır ve oda konaklama olan bir yerde kalabiliriz örnek Apollonia Lodge veya Purple House.

Detaylı programı ilerleyen zamanlarda duyuracağız. Şimdiden duyuruyoruz ki herkes programı kafasına veya bir kenara yazsın.

Sevgiler.

Mehmet-Altuğ




1 Haziran 2015 Pazartesi


Likya Yolu üzerindeki tecrübelerimiz, ruh hallerimiz, yürünesi patikalar ve parkurlar Türkiye’nin yeni keşif, coğrafya ve kültür dergisi “Magma”da.

Likya Yolu’nun en özel parkurlarından biri olan 2 günlük Olympos-Adrasan-Gelidonya Feneri-Karaöz etabını Altuğ Şenel yeryüzü dergisi “Magma”nın 5. Sayısında (Haziran-Temmuz) yazdı.

İki aylık yayınlanan derginin 6. sayısında da kendine özgü doğası ve tarihi ile 3 günlük unutulması zor bir yürüyüşü, Kekova'yı, anlattı.

Magma dergisini iki ayda bir Türkiye'nin her yerinde gazete bayiileri veya süpermarketlerden temin edebilirsiniz.

Magma hakkında daha fazlası için;