a walk by Mehmet Koçdemir and Altuğ Şenel

Facebook Link

28 Temmuz 2015 Salı

On 21:00 by altug   No comments
Zamanda bize de yapılmış bir tavsiyeden yola çıkarak sizlerle bu deneyimi paylaşalım dedik. Konumuz çantalarımızın transferi sırasında korunması.

İnsanın kendi malı olmayınca maalesef kimse eşyalara sahibi gibi özenli davranmıyor. Bunu çantalarımızı havaalanı veya otogarda bagaja teslim ederken sağlam verip zarar görmüş halde almamız imkan dahilinde bir durum.

Çantalarımıza gelebilecek (perlonlarının kırılması, sırt/bel yastıklarının yırtılması veya kopması) bir zarar tüm programın iptal olması anlamına gelebilir. Yeni bir çanta alınmasını yazmıyoruz bile. Bu işin sigortası, hukuki süreci olabilir ama özenerek, büyük hayallerle yaptığımız program yanıyor en kötüsü de bu.

Böyle bir durumun yaşanmaması veya ihtimalinin en aza indirilmesi için basit ve ucuz bir uygulama tavsiye edebiliriz.

Çantanızı bagaja teslim etmeden önce çantalarınızı, varsa çadır, baton ve diğer dışarıda duran eşyaları çantaya bağlayarak marketten alacağınız bir streç film ile çantayı sabırla kaplamak. Çevir çevir bir süre sonra sıkılıyor insan, bu sebeple “sabırla” bölümünü ilave ettik.

- Fermuar ve perlonlarını daima kapalı, sırt ve bel yastıkları kısaltılmış olarak, gevşeklik kalmayacak şekilde çantanın toplu halde kalması.

- Çadır, baton gibi dışarıda kalacak ekstraları çantaya yapıştırdıktan sonra streç film ile kaplamaya başlamak.

- Streç filmi unuttunuz mu? Beceremediniz mi? Bu da dert değil. Havaalanlarında hatta büyük otogarlarda benzer uygulamayı yapan makinalar var ama biraz daha pahalıya.

Çanta oldukça sıkı kaplanacağından seyahat sırasında ihtiyacınız olabilecekleri film ile kaplamadan önce yanınıza almayı unutmayın. Açtıktan sonra kapatması da dert olacaktır. Özetle, çantanızı teslim alana kadar da filmi çıkarmayın.

Teslim aldığınızda streç filmin halinden çantanızın nasıl ve ne şartlarda taşındığını, "yahu bu adamlar ne anlatmaya çalışıyor böyle?" sorusunun cevabını anlayacaksınız.


Çanta kaplandıktan sonra.
Yer: Sabiha Gökçen Havaalanı


Perlonları kapatılmış bir çanta

Perlon

Çanta teslim edilirken perlonları kapalı,
kemer ve askılar gevşek kalmamalı

Bu da mutfaklerda sıkça kullandığımız bir streç film

Streç film rulosu. Sabırla hepsini kullanın.
Fazla sarmaktan asla zarar gelmez.
Sadece açarken uğraşırsınız o kadar.

Batonlar da kenara sıkıştırılmış durumda.
Yolculuğa hazırız.

20 Haziran 2015 Cumartesi

On 10:30 by altug
Her sunumda, konuşmada belirttiğimiz üzere herşey www.likyayolu.org ‘da hatıraları yazmakla başladı. Sonrası yol gösterici ve teşvik eden bir paylaşım oldu.


Ardından güncellemeleri ve online soru/cevap türü bir etkileşim yaratmak için kurduğumuz bu Facebook grubuna çok sayıda katılımcı aldık.

Daha da önemlisi günce ve bu grup çok sayıda arkadaşı yürümeye teşvik etti. Hatırası çoktur anlatmakla bitmez.

Fotoğraf gösterileri ve söyleşilerde çok sayıda arkadaş ile tanıştık. Güzel dostluklar kurduk.

Bazısıyla yeniden veya birçoğunuzla ilk defa biraraya gelme anlamında 2016 yılı İlkbahar’da Likya Yolu üzerinde bir araya gelelim diyoruz. Çok uzun olmasa da hem yürüyelim hem de bir arada olalım, tanışalım.

18 Mayıs Çarşamba Kaş’tan hareket ile akşamında Boğazcık, 19 Mayıs’ta Aperlae, 20 Mayıs Cuma Üçağız, 21 Mayıs Cumartesi Andriake/Demre.

Ardından Kaş’a transfer. Katılmak serbest. Sayı henüz belli değil ama katılımcı sayısında bir limit olacak tabii. Ücret falan yok. Herkes ulaşımı, yemesini içmesini karşılasın yeter. Maksat bir arada olmak. Herkes kendinden birşeyler katar. Hiç gelmeyen olsa bile biz yürüyor olacağız. Bizi tanıyan bilir.

Konaklama konusunda herkes serbest ancak çadırda kalmak istemeyenler olabilir o yüzden çadır ve oda konaklama olan bir yerde kalabiliriz örnek Apollonia Lodge veya Purple House.

Detaylı programı ilerleyen zamanlarda duyuracağız. Şimdiden duyuruyoruz ki herkes programı kafasına veya bir kenara yazsın.

Sevgiler.

Mehmet-Altuğ




1 Haziran 2015 Pazartesi

Likya Yolu üzerindeki tecrübelerimiz, ruh hallerimiz, yürünesi patikalar ve parkurlar Türkiye’nin yeni keşif, coğrafya ve kültür dergisi “Magma”da.

Likya Yolu’nun en özel parkurlarından biri olan 2 günlük Olympos-Adrasan-Gelidonya Feneri-Karaöz etabını Altuğ Şenel yeryüzü dergisi “Magma”nın 5. Sayısında (Haziran-Temmuz) yazdı.

Magma dergisini her iki ayda bir Türkiye'nin her yerinde gazete bayiileri veya süpermarketlerden temin edebilirsiniz.

Magma hakkında daha fazlası için;

http://www.magmadergisi.com/haber/antik-ve-dogal

www.magmadergisi.com





7 Mayıs 2015 Perşembe

On 20:01 by altug
Tüm yol hikayesini tabii ki paylaşacağız ama üzerinden zaman geçmeden Sidyma'da biten yol hikayemizi güzel konukseverlik ile tamamlatan Brea and Fatma'ya teşekkür etmek gerekiyor.

Likya Yolu tarihi, denizi ve güneşi ile özel bir yürüyüş parkuru ama yol üzerindeki köylerde, kasabalarda çadır/kamp harici konaklama imkanlarının da gelişmesi ve desteklenmesi gerekiyor.


TURKISH - 07 MAY 2015 PERŞEMBE - SIDYMA HOMES

Farklı ülkelerden gelen 13 kişi 06 Mayıs 2015’te Sidyma’ya gitmek için Alınca’dan yola çıktık. Hedefimiz akşam Sidyma’ya ulaşıp orada konaklamaktı.

Kahve / çay, bira veya yemek, hatta için uğrayıp tanışmak için sorun yok ama kalmayı planlıyorsanız gitmeden önce rezervasyon için mutlaka aramanızı tavsiye ediyoruz. (0536-474 07 73 / 0536-725 17 95)

Her şey beklediğimizden de güzeldi. Odalar ve çevre özgünlüğünü kaybetmeden, çevreye zarar vermeden dekore edilmişti.

Nezaketleri ve misafirperverliklerinin yanında, Likya Yolu’na bu konaklama seçeneğini ekledikleri için Brea ve Fatma teşekkürler etmek gerekiyor.

Sidyma’da (şimdiki adıyla Dodurga) özellikle Roma döneminden kalma kalıntıları, köy hayatını ve konukseverliği görmek için durmanızı tavsiye ederiz. Çantalarınızı bırakıp köy içerisinde ve kalıntılar arasında dolaşabilmek mümkün.

Yürüyüşe gittiğim grubun da benimle aynı fikir ve düşünceler içerisinde olduğunu düşünerek herkes adına tekrar teşekkür etmek istedik...


Sidiyma'ya yürüdüğümüz günün yürüyüş detayları:

WIKILOC GPS LINK


Sidyma Homes'a hoşgeldiniz

Yürüyüş sonrası kısa bir mola 

Mola ve odalara yerleştikten sonra Türk şarabını deneme vakti geldi. Buzbağ, Diyarbakır.

Akşam yemeği zamanı (hiç sinek yok)

Ertesi gün. Sabah saat 07:00.
Sidyma Homes'dan manzara 

Kahvaltı zamanı. Brea servise durmadan devam ediyor.

Biri bizi durdursun!!!

Brea & Fatma

Veda zamanı

GÜzel konukseverliğe tekrar teşekkür ediyoruz.



Sidyma Homes nerede? İşte cevabı. Krokiye buyurun.

3 Mayıs 2015 Pazar

Likya Yolu’na Fethiye’den başladığınızda ilk yerleşimlerden biri olan Faralya’nın sahil bölümünde Kelebekler Vadisi bulunuyor. 


Faralya’dan Kabak tarafına devam etmeden önce Kelebekler Vadisi görülmeli ancak inişinde dikkatli olmak gerekiyor.

Yıllardır halatlarla inildiği için bazı yürüyüşçüler tarafından tehlikeli görülüyor. Yükseklik korkusu, çok ağır çanta veya diz/bacaklarda sakatlığı olanlar için buradan inmeyi tavsiye etmek doğru olmaz.


Öncesinde iniş boyunca kırmızı noktaları takip etmeniz gerektiğini hatırlatalım.

Toplamda irili ufaklı 4 halat geçişi var. İkisi yaklaşık 4-5 metre uzunluğunda, geri kalan ikisi biraz daha kısa ve denge amaçlı. Geri kalan bölümler dar sayılabilecek, zaman zaman dik hale gelen patika. Bazı geçişleri yaparken sağa sola dikkat etmek lazım. Dalgınlıkla ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz.


Bunları bize göre hiç yaşamayacaksınız hatta “abartmışsınız” diyeceksiniz ama uyarılar önemli. Yürüyecek birçok arkadaş bu inişleri merak ediyor dolayısıyla inişin dikkat gerektirdiğini belirtelim isteriz.

Acele etmeden sakin bir şekilde inildiğinde iniş tahmini olarak 1-1.5 saat sürecektir. Eğer günübirlik indiyseniz çok yorulmayın çünkü bu yolun çıkışı da var.

Özetle, Likya Yolu’nu yürüyüp Kelebekler Vadisi’ni görmeyi düşünenler için programlarında minimum yarım günü ayrımalarında fayda var. Sabah Ovacık’tan yola çıkıp, Faralya’ya varıp, Kelebekleri görüp sonra Kabak’a yetişebilirmiyiz diye soracaklara “yetişemezsiniz” diyebiliriz.

Halatlarla inildiğinden olsa gerek Kelebekler Vadisi bölgenin hızlı değişim ve bozulmasına nispeten karşı koymuş diyebiliriz. Merdiven türevi bir yapı olduğunda günde 3000 kişinin inmesi ile günde 300 kişinin inmesi aynı şeyler değil tabii. İnemeseniz bile Ölüdeniz’den buraya ve çevre koylara tekne turları da var.

Zamanınız varsa ve programınız dahilindeyse Kelebekler Vadisini görmeden yola devam etmeyin. Denizi ve doğası tüm dünyadan izole. İşletme var ama genelde gönüllülük ilkesi ile çalışan genç arkadaşlar var. Kendi çadırınızı kurmaya eğer kalan kişi sayısı fazla ise yer bakımından kamp sorun olabilir. Aşağıda bungalow ve kurulu çadırların olduğu bir işletme var. detaylar için telefon edebilirsiniz isterseniz. (yenikelebeklervadisi.org)

Bu bölgeye has kelebeğin adı Kaplan Kelebeği (Jersey Tiger) ”Euplagia quadripunctaria”. Benzerinin Rodos Adası’nda da olduğu söyleniyor ama sahile bu kadar yakın değil. Yani görebilmek biraz daha meşakkatli. Temmuz-Ağustos aylarında iç tarafta kalan şelalenin civarlarında yüzlercesini görebilirsiniz.

Fethiye Otogar’dan direk Faralya’ya minibüsler var. Kelebekler Vadisine inişi çok gözünüzde büyütmemenizi ancak dikkatli olmanızı bir kez daha hatırlatıyoruz.

Mayıs 2015’te yaptığımız inişlerden açıklamalı birkaç fotoğraf paylaşalım:

Sabahın ilk ışıkları ile Kelebekler Vadisinin görünüşü

Bu da öğle vakti sahilin görünüşü


Uzun halat inişlerinden biri

İniş sırasında basacak yerler var

Bazı zamanlar geniş adımlar atmak gerekebiliyor.

Denge gerektiren kısa inişlerden biri

Bu da uzun inişlerden biri

Biraz dikkat edilirse sorun çıkmayacaktır.

Halat haricinde de dikkat etmek gerekiyor.
Patikalar dar, çarşak ve zigzaglı.
Acele etmeyin.

Çıkış sırasında da aklınıza gelirse dinlenin.

Ovacık-Faralya-Kabak arasında bunu görürseniz
gövdesinin tadına bakın mutlaka.
Yabani sarımsak.

Kelebekler sahilinden Faralya'ya bakış

Yerel işletmelerin kurdukları çadırlar görülüyor.

Ağaçların arkasında da cafe/restoran ve bar var

Ekin zamanı
Kaplan Kelebeği
(yenikelebeklervadisi.org'dan alınmıştır)

Kaplan Kelebeği
(yenikelebeklervadisi.org'dan alınmıştır)

Aşağıya inemedim diye üzülmeyin.
Yukarıda da bir o kadar güzel manzara var.
Başlangıcı da olması sebebiyle Likya Yolu'nun en çok yürünen kısımları Fethiye-Faralya (Kelebekler Vadisi)-Kabak-Alınca bölümleri gibi gözüküyor.

Buraya giden arkadaşlar Likya Yolu haricinde Fethiye Belediyesi'nin Ersin Demirel ile hazırladığı sarı-kırmızı işaretli ve çeşitli bölümlerde tabelalarını da görebildiğimiz Fethiye Alternatif Yürüyüş Parkurları'nı da yürüyebilirler. Çoğunu yürümedik ancak işaretler bir çok kısımda kaliteli ve izlenebilir. Parkurlar Likya Yolu kadar yoğun yürünmediği için olası bir işaret kaybında patikaları gözlemleyebilmek önemli. Ersin Demirel'e bu çalışmasında teşekkür etmek lazım. Aşağıda Wikiloc linkini verdiğimiz parkurları onun belediye ile yaptığı çalışmalardan toparladık. Ayrıca 2015 yılında Kabak'ta tanıştığımız bölgeyi çok iyi tanıyan Nihat Tokdil de bu bölümleri belirlememizde yardımcı oldu sağolsun.

Yürüdükçe kendi gözlemlerimizi tabii ki ekleyeceğiz ama siz bu satırları okurken bizim keyfimizi beklemeden bir derleme yapalım bizden önce sizi ittirelim dedik.

Aslında bu bölgeye gidiş amacımız büyük çoğunluğumuzun Likya Yolu ancak havalar ısınmaya başlayıp sahil tarafından ayrılmak istemeyenler için günlük sahil parkurları veya Fethiye taraflarında konaklayacaklar için Kayaköy parkurları önerilebilir. Likya Yolu Ovacık'tan başlıyor gibi görünse de yakın zamanda Antalya'da Hisarçandır'a eklenen ilave 2 parkur (2 günlük yürüyüş) ile Likya Yolu Konyaaltı'na kadar devam eder oldu. Benzer durum başlangıç noktası olan Fethiye tarafında da var aslında. Ovacık'ta hepimizin bildiği giriş aslında Fethiye-Kayaköy ardından Ovacık'a kadar uzamış durumda. Hatta Kayaköy taraflarında bildiğimiz sarı levhası bile var. Bu arada bazı bölümlerde işaretlerin -Likya Yolu üzerinde de olduğu gibi- işletmeciler tarafından değiştirildiğini de duyduk. Dolayısıyla aşağıda linkini verdiğimiz orjinal parkurları telefon veya GPS'e yükleyerek yanınızda bulundurmanızı tavsiye ediyoruz.

Başlıklar altında özetlemek gerekirse Fethiye taraflarında Likya Yolu parkurlarına alternatif olarak;

- Ölüdeniz - Kayaköy - Gemiler Koyu - Afkule Manastırı - Fethiye
- Faralya - Kirme üzerinden Babadağ zirvesi çıkışları ve Pinara Antik Kenti
- Faralya - Kabak (sahilden)
- Kabak - Balartlı Kumsalı - Kalabantia (İnsuyu) - Osmanlı Sarnıcı (Likya Yolu Sidyma-Gey ayrımı/Sancaklı Mevkii/Avlan Mah.)
Osmanlı Sarnıcı - Kalabantia (İnsuyu) - Asarardi Sahili (Ge Köy sahilleri)
- Gey/Bel/Yediburunlar üzerinden Büyük Çakıl sahiline iniş bölümlerini belirtebiliriz.

Ayrıca Babadağ zirvesi üzerinden daha içerilerde kalan oldukça etkileyici Pinara Antik kentine yapılacak alternatif yürüyüş ekstra olarak eklenebilir. Likya döneminden kalan, Roma etkilerinin sahildeki şehirlere göre nispeten daha az görüldüğü Pinara'da kuş yuvasına benzeyen kaya mezarları, antik tiyatrosu, agorası ve odeion görülebilir.

Yukarıdaki parkurlar hakkında GPS bağlantılarını da verip, yukarıda belirttiğimiz üzere çalışacağız. Hepsini tek tek test edip görmediğimiz için Sarı-Kırmızı yol işaretleri, konaklama ve su imkanları konusunda net konuşamıyoruz. 

Fethiye Alternatif Parkurları Genel Görünümü

Fethiye Alternatif Parkurları Yol İşaretleri

Likya Yolu ve Alternatif Parkurların kesiştiği yerlerden biri
(Kabak sahiline iniş)

Fethiye Alternatif Parkurları GPS bilgileri:

Fethiye - Kaleköy Bölgesi
- Fethiye-Kayaköy-Ovacik (19 km.) - GPS bilgileri
- Ölüdeniz-Kayaköy-Ovacik (13 km.) - GPS bilgileri
- Kayaköy-Gemiler Koyu (6 km.) - GPS bilgileri
- Kayaköy-Afkule Manastırı (10 km.) - GPS bilgileri

Babadağ Bölgesi
Ölüdeniz-Kozağac-Babadağ Zirve-Kirme (24 km.) - GPS bilgileri (Kozağaç'a kadar Likya Yolu takip ediliyor.)
Babadağ Zirve-Pinara Antik Kenti (20 km.) - GPS bilgileri

Faralya - Kabak
Sahil bölümünden yürümek isteyenler için bu parkur yukarıdan yayladan giden Likya Yolu'na alternatif olabilir. 


Ge Köy - Yediburunlar - Büyükçakıl Sahil

1 Mayıs 2015 Cuma

Herşey yardım talep eden bir email ile başladı. Ailesi ve yakın akrabaları ile birlikte Likya Yolu’nu yürümek isteyen ve bunu yakın akraba buluşması gibi de organize etmek isteyen İsveç’li grup ile birlikte yürüyüp organizasyonlarına yardımcı olmak heyecan ve mutluluk verdi.


70’li yıllarda İran’dan İsveç'e giden, çoğunluğu doktor, güleryüzlü ve canayakın ekipten Hodjat ile organizasyonu yapıyoruz. Hodjat kendi dilek ve temennilerini Altuğ’a aktarırken Altuğ da pansiyon ve servisi organize ediyor. Çok kısa sürede yürüyüşe hazır bir haftalık program ortaya çıkıveriyor.

Programımızın detayları şu şekilde:

- Öludeniz’de buluşma

- Kayaköy Turu ve Paragliding
- Likya Yolu: Fethiye/Ovacık – Faralya/Kelebekler Vadisi
- Babadağ
- Likya Yolu: Faralya/Kelebekler Vadisi – Kabak
- Likya Yolu: Kabak – Alınca
- Likya Yolu: Alınca – Sidyma/Dodurga



İşte hepimizin heyecanla beklediği program başlıyor. 01 Mayıs 2015 Cuma günü tüm organizasyonu yaptıktan sonra tüm aile ile Ölüdeniz Türk Otel’de toplanıyor olacağız. Ne yazık ki Altuğ bu sefer yoldaşı Mehmet’siz buralara geliyor. Mehmet iş sebebiyle katılamadı tura. Yürüyüşlerde biribirimize o kadar çok alışmışız ki Altuğ çoğu zaman sağında solunda Mehmet’i aradı durdu. İnsanın tanıdığı, bildiği kişilerle güle oynaya yürümesi gibisi yok.

01 Mayıs sabahı ilk uçak ile önce Dalaman ardından Ölüdeniz’e gelen Altuğ otele yerleşip boş boş Ölüdeniz sahilinde zaman geçiriyor. Ekibin çoğu Likya Yolu öncesinde Alanya’da tatil yaptığından tüm yolculuk boyunca kahrımızı (yalan yok. kendisini hiç bir zaman üzmedik) çekecek olan İbrahim Abi tarafından Fethiye’ye getiriliyor. İbrahim Abi Milli Eğitim’den emekli bir memur. Daima güleryüzlü ve iyiniyetliydi. Sağolsun bize sürekli ihtiyacımız olan yerlerde Fethiye’den şarap takviyesi de yaptı. Bu konuda hakkını ödeyemeyiz.

Alanya grubundan bağımsız olarak otele ilk olarak Almanya’dan Dalaman havaalanına gelen Nilo ve Matze ulaşıyor, ardından Alanya’dan gelen kalabalık ekibin ardından, son olarak da gece İsveç’ten gelecek Hodjat’ın kızı Safagh ve Christoffer ekibe katılacak.

Toplamda 14 kişiyiz ancak yürüyüş 12 kişi ile olacak.

Mayıs başı itibariyle Ölüdeniz’de sezonun yeni açılmaya başladığını söylemek yerinde olur. Daha tatil sezonunu açmayan Türk ziyaretçilerin yerinde yüzlerce yabancı turist göze çarpıyor. Pansiyonlar ve Restoranlar hem açık hem de tadilatta olduğundan tanışma faslımızın ardından çıktığımız akşam yemeğinde bu sorunu yaşıyoruz. Restoranlarda yereli personel yok, yetişemiyorlar. Ama yine de keyfimiz yerinde.

Programımıza göre Likya Yolu’nu yürümeye 03 Mayıs Pazar günü başalyacağız. 02 Mayıs’ta Kayaköy’ü gezip dönüşte Paragliding (yamaç paraşütü) yapma planımız var. Sadece Likya Yolu yok.

Bu türlü bir yürüyüşe imrenmemek elde değil zira Mehmet’le tüm Likya Yolu yürüyüşlerimiz sürekli bir koşturmaca ile geçtiğinden bu tür ekstra aktiviteler hayal gibi geliyor ama tatil de böyle olmalı zaten. Hata kesinlikle bizde. Ama yapacak birşey de yok tabii.

Konakladığımız Türk Hotel’de Cumartesi sabahına uyanmak üzere odalara çekiliyoruz.


Ölüdeniz'de otelimizin bahçesi. Türk Hotel.


Bu mevsimde Türkler yerine genellikle
Genelde Alman ve İngilizler var.


Sahilde paragliding yapanları seyretmek bayağı eğlenceli.
Yapması da bir o kadar heyecanlı.


Paraşütü topluyorlar


İnenlere yardım şart


Paraşütleri topladıktan sonra gemilerdeki miçolar gibi
paraşütleri taşıyan ve sonraki turlara hazırlayan gençler var.


Paraşürler yaza hazırlanıyor. Yazıları yazılıyor.


Paraşütün bağlantıları.
Tüm bağlantılar böyle ince değil tabii.


İnene yardım.
Dikkat edin yürürken kafanıza biri inmesin.


Pilotsuz tek başına inmiş,
ehliyetli bir paraglidingçi


Ehliyetli bir paraglidingçi daha iniyor.


Ehliyetli bir paraşütçü daha


Ellerinde telsizle ekibi
bekleyen paragliding firması sorumluları.


Paramotor da var


Bu kadar paragliding yapan görünce yapmaya karar veriliyor.
Hodjat ve Nilo paragliding ile ilgili bilgi alıyor.
Altuğ bu konuda yardımcı olup uygun fiyat ve bilinen bir firma ile konukları paraşüte gönderecek.


Akşam yemeği zamanı.
Ölüdeniz'de otel ve restoran sezonu yeni açıldığından
serviste aksamalar var.


Siparişler alınıyor. Ne olursa olsun yabancı
misafirler biz Türklerden daha sabırlı.
Biz Türkler sipariş verince kronometreyi çalıştırıyoruz.
Altuğ için de geçerli olmak üzere daha sakin
bir yaşam sürmemizin gerekliliğinin farkına varıyor insan.


İşte Mayıs Likya Yolu ekibi.
Eğlenceli, uyumlu ve mutlu bir aileydi.

Onlarla yürümek büyük keyifti.




02 Mayıs 2015 – Cumartesi




Sabah kahvaltısının ardından saat 09:00’da bizi almaya gelen minibüse binerek Kayaköy için yola koyuluyoruz. Aslında Ölüdeniz’den Kayaköy ve civarındaki bölgelere (Gemiler Koyu, Afkule gibi) işaretli yürüyüş parkurları (Fethiye Alternatif Yürüyüş Parkurları) var. Yürüyerek çevreyi keşfetmek isteyenler programlarına mutlaka eklemeli.



Bu alternatif bölümlere güncede de yakın zamanda yer vereceğiz. Planımızda bu bölgeleri araçla gezmek olduğundan asıl yürüyüşü Likya Yolu parkurlarına bırakıyoruz.



Bu arada en baştan belirtmek gerekirse ekibin performansı küçümsenecek gibi değil. 70li yıllarda İran’da çıkmadıkları dağ zirvesi kalmamış ve halen aktif olarak da yürüyorlar. Zamanında İran’dan İsveç’e göçmüş bu güleryüzlü aileyi tanıyıp performans ve azimlerini gördükçe biz Türk yaşıtları ile arada büyük farklar olduğunu görememek mümkün değil.



Ekipte bir bypass’lı ve protez dizkapaklı yürüyüşçülerin olduğunu ayrıca belirtmek lazım.

Cumartesi sabahı Kayaköy’ü geziyoruz. Çay molasının ardından şöförümüz İbrahim Abi bizi Gemiler koyuna götürüyor. Gemiler oyunu tepeden izledikten sonra Kayaköy’e geri dönüyor, öğle yemeğinde gözleme yiyiyoruz. Gözlemeyi buralarda yiyince tadı bir farklı oluyor adeta.

Kayaköy mutlaka görülmeli. Zamanından Fethiye merkezinden bile daha kalabalık bir nüfusa sahip Kayaköy, Fethiye ilçe merkezinin 8 km güneybatısında kurulmuş tipik bir Rum yerleşim yeri. Geçmişi, MÖ. 3000'lere kadar gitmekte. Eski adı Levissi olan Kayaköy’de (Likya adı Karmilasos), tarihi taş mekânların yanı sıra evler arasına serpiştirilmiş çok sayıda şapel, iki büyük kilise, bir okul ve gümrük binası günümüze kadar gelmiş. Kayaköy, cumhuriyet öncesine kadar Türkler ile Rumların bir arada yaşadığı 6500 nüfusa ulaşmış zengin bir yerleşim merkezi. 1923 yılında Kayaköy’de yaşayan Rumlar, nüfus mübadelesine tabi tutularak Yunanistan’a gönderilip Batı Trakya’dan gelen Türkler de Kayaköy’e yerleştirilmiştir. Ancak buraya gelen Türkler, çevre ve yaşam koşullarına uyum sağlayamadıkları için büyük bir kısmı Türkiye’nin başka bölgelerine göç etmişlerdir. Böylece Kayaköy nüfusu azalmış ve sosyo-ekonomik hayat neredeyse sıfırlanmıştır. Zamanla da bu koca şehir talana uğramış ve şimdi terk edilmiş halde turistik ziyaretlere açık. Kayaköy’ün kurulduğu yamacın da deprem bölgesi olan Fethiye’de depreme en dayanıklı bölge olduğunu belirtmekte fayda var. Eskilerin bir bildiği varmış diyelim.


Kayaköy turu dar sokaklarda başlıyor.

Kayaköy'ün kurulduğu yamaçtan yukarılara çıkıyoruz.
Sağlı sollu evler ve şapeller göze çarpıyor.

Kayaköy ve aşağılarda görünen verimli ovaları

Kayaköy Hatırası.
Matze evleri daha detaylı incelemeye devam ediyor.

Su burada altın değerinde. Kuyulara toplamak için
her türlü düzenek düşünülmüş Kayaköy'de

Terk edilmiş Kayaköy evleri.
Tarihe ve doğada yanlızlığa yenik düşüyorlar bir bir.

Kilise'den kalenin bulunduğu tepeye doğru çıkıyoruz.

Bir başka Kayaköy manzarası daha.
Bu bölgeye Ölüdeniz'den yürüyüş yolu da var.

Burada yaşayacağım bile deseniz
ayağa kaldırmak artık çok zor.

Kale çıkışından manzara

Aşağılarda irili ufaklı şapeller göze çarpıyor.
Bu da buranın zamanında oldukça kalabalık
olduğunun bir belirtisi.

Kaleden görünüm

Her yer ev ve yerleşim.
Mübadele çok insanı yurdundan koparmış.

Yeniden aşağıya iniyoruz.

Çevrede artık tek duvarı kalmış evler de var.

Evin alt katı ve üst katı bir olmuş. Alt katlar genelde
ahır veya kiler, üst katlar yaşam alanı olarak kullanılmaktaydı.

Dağlardaki yerleşimlerden farklı olarak su toplanan
kuyular evlere bitişik olarak görülebiliyor.

Şapelin yanından aşağıya doğru iniyoruz.

Bir başka Kayaköy hatırası

Şapelin içi.
Yerlerde özenle örülmüş mozaikler görülebiliyor.

1.5 saatlik Kayaköy turu sonrasında çay molamız.
Sırada Gemiler Koyu var.

Gemiler adası (Gemile Adası) eskiden ada değilmiş ancak depremlerle ada haline gelmiş. Su altında kalan bölüm görülebilmektedir. Gemiler Adası’nın eski adı Aya Nikola olup ada üzerinde erken Hıristiyanlık ve Bizans dönemine tarihlenmiş kiliseler ve sarnıç kalıntıları bulunmakta. Ayrıca orman içerisinden işaretlenmiş patikalar üzerinden ulaşılan Afkule Manastırı da özellikle bu bölgeyi tabanlara kuvvet keşfetmeyi düşünenler tarafından mutlaka programa dahil edilmeli.

Uzun uzun devam eden, tükenmek bilmeyen tarihsel bilgilerin ardından yeniden turumuza dönelim.


Gemiler Koyu ve Adası manzarısında
hatıra fotoğrafımızı çektiriyoruz.

Gemiler Adasında fotoğraf molası

Gemiler Koyu

Depremler sonrasında anakaradan
ayrılmış Gemiler Adası.

Kayaköy’de öğle yemeğinin hemen ardından Ölüdeniz’e geri dönüyoruz ve grupta paragliding yapacak 8 kişi saat 15:00’te Ölüdeniz’den Babadağ’a doğru hareket ediyor. Aşağıda kalanlar da yukarıdan inecekleri karşılamak üzere sahile iniyorlar.

Paragliding yapmayan grup Ölüdeniz’de denize girip kano yaparken paragliding tecrübesini yaşayan ekip yüksek bir adrenalin ile ayaklarını karaya basıyor. Yükseklik korkusu olmayanların bu tecrübeyi yaşamaları gerek. Atladıktan sonra çekilen videoları seyretmek bile heyecan veriyor. Atlama sırasındaki heyecana da 2 gün sonra Babadağ’a çıktığımızda birkez daha tanık olacağız.

Kayaköy'e geri döndük. Öğle yemeği zamanı.
Tabii ki köy yerlerinin vazgeçilmez fastfoodu Gözleme.

Yemeği beklerken

Ekip afiyette

Ekibin paragliding zamanı.

Herkes birer birer iniyor

İnişler tamamlandı.

İniş sonrası herkes mutlu, şaşkın ve etkilenmiş
durumda. Yükseklik korkusu olmayan herkes denemeli.

Fotoğraf makinaları ile çekim yapmak yasak.
Herkes pilotun Gopro makinası ile uçuş sırasında
çektiklerini para ile almak durumunda.

Paragliding sonrası Altuğ da likyayolu.org üzerinden tanıştığı
arkadaşları ile görüşme fırsatı buluyor. İnternet büyük, dünya küçük. 

Dün akşamki yemeğin geç gelmesinden ötürü yemeğimizi otelde yiyeceğiz. Herkesin ortak kararı Türk yemekleri ile akşam yemeğini yemek. Yemekte çorba, dolma, taze fasülye, cacık ve bulgur var. Herkesin keyfi yerinde.

Akşam yemeğimiz otelde. Gayet bol ve lezzetli.
Yarın yürüyüşe herkes hazır.

Tüm gruba yarın sabah başlayacak yürüyüş hakkında bilgiler verip harita üzerinde açıklamalar yapan Altuğ özellikle kırmızı-beyaz çizgiler konusunda herkesi uyarıyor. Her ne kadar grup yürüyüş konusunda tecrübeli olsa da, bölgede kaybolmak çok da kolay olmasa da gerekli uyarıları yapmakta fayda var. Adı hatırlatma da olsa bu tür tavsiyeler her yürüyüş öncesi herkes için geçerli.

Yarın hedefimiz yarım gün sayılabilecek bir yürüyüşle Ovacık’tan çıkarak Faralya, George House.