a walk by Mehmet Koçdemir and Altuğ Şenel

Facebook Link

6 Mayıs 2015 Çarşamba

On 6.5.15 by altug   No comments
Pırıl pırıl bir ilkbahar sabahına uyanıp Likya Yolu’nun en keyifli parkurlarından birini yürüyecek olmak mutluluk veriyor. Aslında Ölüdeniz’den başlayarak Kabak’a kadar biraz daha popüler ve turistik bölümleri yürüyorken Likya Yolu’nu Kabak’tan sonra yaşamaya başlıyorsunuz. Kabak’a kadar olan bölüm de muhteşem ama doğaya karışıp yalnız başınıza yürüyüp kendinizi dinlemeye başladığınız patikaları hissetmeye başlamak Kabak sonrası oluyor. Bunun bir göstergesi de Kabak sonrası pansiyonlar azalıp yerini yerel işletmelere bırakması.

Sabah 07:00’deki kahvaltımız sonrasında 08:00’de yola çıkmayı planladık. Kalabalık olmamıza rağmen ekip olarak yol boyunca saatlere daima sadık kaldık. Bu konuda herkese teşekkür etmek lazım.

Zengin ve lezzetli kahvaltı için Olive Garden’a teşekkür etmek lazım. Masada biteni hemen tamamlıyorlar sağolsunlar. Kahvaltı sonrası çantalarımızı resepsiyonun önüne hazır ederek yürümeye başlıyoruz. Aracımız ilerleyen saatlerde gelecek ve çantalarımızı Alınca’da Bayram’ın işlettiği pansiyonlara götürecek.

Sabah yola çıktığımızda ilk iş olarak Mamas Pansiyon’un karşısındaki yaz kış akan çeşmeden sularımızı dolduruyoruz. Burası Kabak’ın girişinde kurumayan sabit bir çeşme. Ayrıca yukarıda camiinin önünde sürekli akan bir çeşme daha var. Kabak-Alınca arasında yerel su kaynakları var ama kışın ne derece sert geçtiğine bağlı olarak sadece kışın ve ilkbaharda akıyor. Yaz ve sonrası kuru.Bunu riske etmemek için Altuğ ekibin sularını tamamlatıyor ancak yol üzerinde vadi içerisinde akan bir çeşmeye daha rastlayacağız. Tabii bu sular her zaman akmayabiliyor.

Sabah Kabak manzarası

Yediburunlar üzerine güneş doğuyor.

Sabah güneşinin sakince doğuşu buralarda mutlaka seyredilmeli

Sabah kahvaltısındayız

Yola çıkıyoruz. Hedef Alınca.

Kabak Hatırası.

Camiiyi geçtikten sonra vadi içerisine girerek yürüyüşümüze başlıyoruz. İçeriye doğru girdikçe -ilkbahar da olsa- terletip yoran türden sıcak güneş etkisini kaybediyor ve Likya Yolu’nun en keyifli parkurlarından birisini yürüyoruz. Gölgeli ve serin patikalar, karşılaştığımız turist grupları, herşeyden önemlisi sohbet çok keyifli. Vadi dibine varıp Eren Dağı’na doğru çıkışa başladığımızda Kabak Sahili ve Alınca ayrımına ulaşıyoruz. Taşlarda belirgin işaretler var ama burası önemli bir ayrım zira kaçırılırsa Kabak sahiline geri dönmek moral bozucu olabilir.

Çıkış sırasında bir video paylaşalım:
Camii ve Kabak'ı arkamızda bırakarak patikalara doğru ilerliyoruz.

Yol boyunca Kabak'ı farklı açılardan fotoğraflama imkanı bulacağız.

Kabak Sahili

Altuğ. 2015 Kabak Hatırası.

Hodjat. 2015 Kabak Hatırası.

Sabah deniz çok durgun.

Arka grup.

Kabak Hatırası ve doğal yürüyüş batonu.

Kabak Hatırası

Çam ağaçlarına örülmüş kozalar.
Bunlardan çok var etrafta.

Tüm eşyaları Köln havaalanında unutulunca
Matze de herşeyi doğal yollardan çözdü.
Ödünç yaşam ve doğal baton

Vadi içerisine doğru giriyoruz.

Yol boyunca su kaynakları var gibi ama kuru.
Solda bir kuru bir su yalağı görülüyor.

Vadinin dibine ulaştık. Karşı tepelere doğru çıkış başlıyor.
Eren Dağı'na doğru çıkıyoruz.

Arka grup halinden çok memnun.

Bahar her çiçeğe yavaş yavaş uğruyor.
Biri bugün diğeri 2 gün sonra açıyor.

Çok güvenilmemesi gereken bir su kaynağı.
Genelde yağmursuz kış, yaz sonları ve sonbaharda kuru oluyor.
Bu sene kış bol yağmurlu olduğundan akıyor.

Alınca-Kabak sahili ayrımı.
Burada dikkatli olmak, işareti kaçırmamak lazım.

Emin adımlarla Alınca'ya doğru çıkıyoruz.

Çıkışımız devam ediyor ve 11:30 gibi bizim Mehmet ile yaptığımız yürüyüşümüzde "balkon" diye adlandırdığımız Kabak’ı tam Eren Dağı sırtlarından gören bir yerde kısa bir mola veriyoruz. Molada da az da olsa atıştırma yapıyoruz. Her ne kadar bir haftalık yürüyüşlerden sonra pek yemek istemesek de Altuğ’un etimek ve Ton balığı oldukça rağbet görüyor misafirlerden. Süzülmüş ton balığı her zaman hafif, taşıması ve yemesi kolay.

Molamızı verdiğimiz yerde Norveç’li üç bayan ile karşılaşıyoruz. Tabii ekip de İsveç’li olunca İskandinavların konuşacak çok konusu oluyor. Konu belli tabii Likya Yolu. Bu muhteşem balkonda atıştırma ve fotoğraf molasının ardından yola koyuluyoruz. Artık hedefimiz Eren Dağı’nın arkasına geçerek Alınca’ya ulaşmak.

Balkon'da verdiğimiz moladan bir video daha paylaşalım:

Tam ayrılacağımız sırada Altuğ Norveç’li yürüyüşlere soruları olup olmadığını soruyor. Çantalarından çıkardıkları kağıtların çoğu internetten “print” alınmış bilgiler ve bir kısmı da bugünlerde İngilizcesini yazdığımız lycianway.org güncesi. İnsanların yazılarımızı yardımcı kaynak olarak kullandıklarını bilmek mutluluk veriyor.


Bu bölümlerde yer yer gölgeden yürüyoruz.

Eren Dağı'nın eteklerinden çıkışımız devam ediyor.

Ufak çaplı bir taş kayması olan bir bölge.
Yine de dikkatli olmakta fayda var.

Effat dizine rağmen oldukça azimli.
Bugünün gençlerine yarının yaşlılarına örnek.

Hodjat'ın ağaçların arasında verdiği bir fotoğraf molası.

Çıkış olunca hızımız yavaş. Ancak acelemiz yok.
Çünkü Alınca çok uzak değil.

Amir de burada kısa bir soluklanma molası veriyor.

Kısa bir mola daha.

Kabak sahiline bir de buradan bakalım.
Kabak koyunun deniz haritalarında adı Gemile Koyu.

Norveçli turistlerle aynı anda balkon'a ulaşıyoruz.

Bizim lycianway.org güncesinin Norveçlilere de
yardım ettiğinden habersizmişiz.
Kabak sırtlarında Norveç'li yürüyüşçülerle hatıramız.

Kabak balkon hatırası.

Eren Dağı sırtlarından Kabak'a bakış.

Faralya'ya doğru manzara.
Kabak Koyu'nun çıkışındaki ada ve
arkasında Sümbeki Burnu görülüyor.

Vedalaştıktan sonra az kalan çıkışımıza sakin bir yürüyüş ve Kabak Koyu’nun son manzaralarını seyrederek yola devam ediyoruz. Alınca cephesine geçmeye yakın, yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş ile 12:30’da 10 dakikalık son su molasını veriyor, saat 13:00’de Alınca’ya Bayram’ın yerine ulaşıyoruz.

Çantalarımızı pansiyona ulaştıran İbrahim Bey de sağolsun birgün önceden sipariş verdiğimiz üzere Bayram’ın yerinde bulunmayan şarap ve bira takviyesi de yapıyor. Burada akşamüstü güneşine karşı şarap keyfi bambaşka. Sonuçta spor yaparken sağlıklı olmayabilir ancak bu yürüyüşte hem spor hem de keyif yapılıyor. Bu konukların tercihi.

Odalara yerleştikten, öğle yemeğimizi yedikten sonra herkes için serbest zaman oluyor. Birçoğumuz odalara çekilirken geride kalanlarla koyu bir sohbete koyuluyoruz.


Alınca'ya doğru çıkışımız devam ediyor.

Manzara için mola

Kabak'a son bakışlar.

Kabak Koyu ve önde Sümbeki Burnu

Ekip artık manzaraları seyrettikçe orası bu burası bu
diye yorum da yapmaya başladı.

Arka ekip yolda. Az kaldı.

Yorgunluk yok. Yorgunluk yok. Yorgunluk yok.

Eren Dağı'nın arkasına geçmek üzereyiz.
Alınca öncesi son molamız.

İşaretler yoksa babalar var.
Ne olursa olsun bubölgede patikalar belirgin ve işaretler var.

İşte ekibin en şanssızı Matze.
Herşey emanet.

Son çıkışlar.

Hedef Alınca. Bu çıkış sonrası göreceğiz.

Mola çok kısa olsun lütfen. Az yolumuz kaldı...

Alınca'ya hoşgeldiniz.

Alınca girişinde keçiler tarafından karşılanıyoruz.

Bizi görünce kaçıp yürüyüşümüzü
daha emniyetli bir mesafeden izlemeyi tercih ediyorlar.

Altuğ keçilere arkadan yaklaşıyor ve
yakından fotoğraflama imkanı buluyor.

İlkbahar olsa bile keçiler öğle vakti ağaçların gölgelerine saklanıyor.

Yediburunlar manzarası ile Bayram'ın yerinde öğle yemeği zamanı

İnternet yok ama ekibin tavlası var

Alınca'nın girişindeki pansiyon tabelaları

Alınca'nın girişi.

Bu da dinlenmeyen ekip. Keyif zamanı.

3 kardeşin Alınca'da sohbetini dinliyoruz.
Şarap ve biraları İbrahim bey getirdi Fethiye'den

Dinlenen bize katılmaya başlıyor.

Altuğ'un ekibe hediyesi.
Bu bitti ama daha çok var

Flora'nın kitap keyfi.

Akşamüstü de güneşi batırmak ve fotoğraf çekmek üzere karşıdaki Gartarası bölgesine doğru yürüyoruz. Muhteşem Yediburunlar manzarası ile Alınca Likya Yolu’nun görülüp, bir gece gün sonu keyfi amaçlı konaklanması gereken yerlerinden.

Akşam yemeğimiz oldukça lezzetli ve bol. Her ne kadar tabakta gelse de bittikçe Bayram’ın eşi tepeleme dolduruyor yemekleri. Hepimiz memnun kaldık. Yarın sabah Alınca çıkışı ile Sidyma’ya doğru yürüyeceğiz. Yarın yolumuz biraz daha yorucu ve uzun olacak ama bu ekiple yürüyüp bol sohbet ve eğlence yorgunluğu aklına getirtmiyor.


Alınca'dan Gey Köy'e doğru bakıyoruz


Akşamüstü güneşi Yediburunlar'a doğru vuruyor.

Akşam olmasıyla ağıllarına dönmeye başlayan keçiler ve yavruları.

Akşamüstü güneşinin keyfini Gartarası'nda çıkartıyoruz.

Alınca'dan (Gartarası bölgesi) Cennet Koyu ve diğer koylara bakış.
Soldaki ince burun İnce Burun, arkasında Kalabantia koyu var.


Rahmat'ın Fotoğraf zamanı.


Rahmat. Enerjisi, azmi gençlere örnek olmalı.

Rahmat'ta şeker olduğundan ara sıra atıştırma
takviyesi yapıyor. Bu yüzden yanında sürekli ufak tefek
yiyecekler, meyvalar falan taşıyor.
Onunla yürüyen asla aç kalmaz.
Nerelerde ne yemekler çıkardı bu çantadan.

Yabani sarımsaklar. Gövdesinin tadına mutlaka bakın.
İsveç'te de bunlardan bulunuyormuş.
Misafirler görür görmez tanıdılar.

Rahmat'ın "nazar" diyerek Faralya-Kabak arasında
balcı Özcan Bey'den aldığı tavan süsü.
Ağırlığı falan önemli değil.


Akşam yemeği zamanı. Herkesin keyfi yerinde.
Tüm yemek bol kepçe. Kimse aç kalmadı.

Kabak’tan başlayan ve Alınca’da sona eren 9 km.lik, ağırlıklı olarak çıkış olan yürüyüşümüz sonrasında izlerimiz de böyle oluyor:


Yedinci gün Alınca - Sidyma arasında yürüyüş yazılarını okumaya devam etmek için link 

0 yorum:

Yorum Gönder