a walk by Mehmet Koçdemir and Altuğ Şenel

Facebook Link

4 Mayıs 2015 Pazartesi

On 4.5.15 by altug   No comments
Faralya Georgehouse’da konaklamamızın ikinci gününde aracımızla Babadağ turu yapıp, öğleden sonra Faralya’ya geri döndükten sonra da Kelebekler Vadisi’ne inceğiz. Dolu dolu bir gün daha. Likya Yolu üzerinden yapacağımız Kabak yürüyüşümüzü ertesi gün yapacağız.

Georgehouse’da sabah kahvaltısı saat 07:30’da başlıyor ancak daha erken kalkıp yola çıkacaklar için de sandviç türü kahvaltı veya yolluk hazırlayabiliyorlar.

Sabah kahvaltısı da oldukça doyurucu. Herkesin keyfi yerinde. Kahvaltıdan sonra saat 09:00’da Babadağ’a doğru yola çıkacağız. Aslında Kozağaç ve Kirme üzerinden 1 günlük yürüyüş ile zirveye çıkılabiliyor ancak bizim programımız araç ile gidip öğleden sonra Kelebekler Vadisi'ne inip denize girmek şeklinde.

Kahvaltıdan sonra vadinin dingin havasını soluyarak çay ve kahvelerimizi içiyoruz. Ardından da aracımıza binerek yola çıkıyoruz.

İlk durağımız Kelebekler Vadisi’ni yol kenarında tepeden gören bir nokta oluyor. Vadinin muhteşem manzarasını izliyoruz.


Faralya'da sıradan bir ilkbahar sabahı.
Georgehouse - saat 06:30

Sabah 06:30'da Kelebekler Sahili

Sabahın dinginliği tüm vadiye işlemiş durumda.
Sadece vadi tabaınından gelen
sakin bir şelale sesi duyuluyor.

Yola çıktık. İlk manzara durağımız.

Ölüdeniz'in girişindeki LykiaWorld Otel manzarası

5 yıdızlı otel sahili.
Biz Kelebekler sahilini tercih ettik.

Yola çıkarak Hisarönü içerisinden Babadağ’a tırmanıyoruz. Babadağ milli park türü bir işletme olduğundan parasailing için yukarıya çıkanlardan 15’er TL alınıyor. Ancak biz gezi amaçlı çıktığımızı söyleyince ve görevliler araçta paraşütleri de görmeyince “tamam” diyerek yolumuza devam ediyoruz.

Rüzgara göre Babadağ’da en aktif olarak kullanılan 3 tane atlayış platformu bulunuyor. Havalar çok rüzgarlı veya bozuk olduğunda muhtemelen 1300 metre civarlarındaki bir platform kullanılırken en aktif olarak kullanılanı 1500 metre yükseklikte bulunan platform. Üçüncü olanda zirveye çok yakın olan 1700 metredeki platform. Üçüncü platforma araçlar çıkamıyor zira kar halen erimemiş durumda.

Yol boyunca akçaağaç ve sedirler göze çarparken 1100-1200’den sonra ağaçlar seyrekleşiyor. Aracımızı sık kullanılan platformun bulunduğu Karatepe bölgesine bıraktıktan sonra bir süre manzara ve atlayanları izliyoruz. Panik halde çığlık atanlar, koşarken düşenler ve solo atlayanlar. Herkes isteği zaman atlamıyor. Rüzgar değiştiğinde veya trafik çoksa platformun başında elinde telsizi ile bir görevli sıra sıra herkesi gönderiyor. Görevli onay vermeden kimse atlayamıyor.

Bazı atlayışların videolarını da paylaşalım:

VIDEO - 1

VIDEO - 2

Burada verdiğimiz molanın ardından yürüyerek zirveye çıkıyoruz. Karlar hala erimediği için karlı yolların üzerinden yürüyoruz. Babadağ zirvesi 1970 metre. Hafif esintili zirvede bir süre oturup fotoğraf çektikten sonra inişe geçiyoruz. İnerken kar pekmezi için çuvallara kar toplayanları görüyoruz. Hatta şoförümüz sağolsun bize kar toplamış, Georgehouse’a getirdi ekibe kar pekmezi ikram edilmesi için.

Atlamaya hazırlanan bir parasailingçi

Hazırlanın. Gidiyoruz...

İşte bu kadar....

Karatepe'den görünüm.
1500 metre atlayış platformu

Birisi daha yola çıkıyor.

Sürekli aşağıdan atlamak için gelenler oluyor.
Trafik hiç bitmiyor.

Her kalkış başarılı olmuyor.
Rüzgarı tutturamamış bir parasailingçi.
Beşinci veya altıncıda son anda havalanabildi.
Az daha platform dışına çıkıyordu.

Karatepe hatırası.
Flora, Shafagh, Christofer

Karatepe'de atlayanları seyretmeye devam ediyoruz.

Birisi daha yola çıkıyor.

Ölüdeniz tepelerinde gezinen parasalingçiler

Aşağıdan görmek değil.
Parasalingçileri yukarıdan seyretmek daha güzel.

Altuğ'un Karatepe hatırası

Manzara: Ölüdeniz aşağıdaki sedirlerin arkasında.
Fotoğrafın ortasındaki ada Gemiler adası

Aşağıda Ovacık/Ölüdeniz gözüküyor.
Arkadaki daha büyük yerleşim Fethiye ve Çalış Sahili.

Ovacık ve Fethiye. Google Map gibi

Bu manzarayı bırakmak çok zor. Saatlerce seyredilebilir.

Bir Ölüdeniz manzarası daha.

Karatepe'den görünüm.
Sağda Fethiye'nin ikinci yüksek dağı Mendos.

1700 platformundan solo atlamış biri

O da engin Ölüdeniz manzarasına bırakıyor kendisini.

Zirveye doğru yürüyüşümüz başlıyor.

Hemen aşağısı Kozağaç. Dün buralardan yürümüştük.
Sol üstteki sarı düzlük de Kirme.

Yürümeye devam ediyoruz.

Karlar hala erimemiş.
Hatta bu karları toplayıp kar pekmezi yapıyorlar.

Babadağ zirvesine çıktık. 1950 metre civarındayız.

Zirveden Faralya ve Kabak, Yediburunlar
tarafına bir bakış.

Zirveden Ölüdeniz ve Gemiler Adası.

Babadağ zirvesinden sağda Ölüdeniz, solda Yediburunlar.
Panaromik bir bakış.

İşte 3 kardeşin Babadağ Hatırası.
Soldan sayalım: Hodjat - Rahmat - Enayat

Babadağ zirvesinden Ölüdeniz'e bakıyoruz.

Faralya tarafına bakıyoruz yeniden.
Sağda aşağıda Lykiaworld sahili görülüyor.

Ölüdeniz sahilleri

Altuğ'un Babadağ zirve hatırası.
Zirve çok da sıcak değil. Bir süre sonra üşümeye başlıyorsunuz.

Valizi kaybolan Matze'yi yol boyunca kendi taşıdıklarımızdan giydirdik.
Ama halinden hep memnundu.

Tam zirvedeki mükemmel yapı.

Kısa fotoğraf molaları ile inişe geçiyoruz.

Kışın olmadı ama karların üzerinde dolanmak ilkbahara kısmet oldu.

Karda yürümek oldukça keyifli

Kar, kış demeden yaşama tutunmaya çalışan bir ağaç

Uçurumun kenarında yaşam.

Burada verdiğimiz molanın ardından yürüyerek zirveye çıkıyoruz. Karlar hala erimediği için karlı yolların üzerinden yürüyoruz. Babadağ zirvesi 1970 metre. Hafif esintili zirvede bir süre oturup fotoğraf çektikten sonra inişe geçiyoruz. İnerken kar pekmezi için çuvallara kar toplayanları görüyoruz. Hatta şoförümüz sağolsun bize kar toplamış, Georgehouse’a getirdi ekibe kar pekmezi ikram edilmesi için.

Hisarönü'ndeki kısa bir market alışverişinin ardından saat 14:30’da pansiyona ulaşıyoruz. Pansiyona geldikten sonra Kelebekler için saat 15:00’de buluşuyor ve inişe başlıyoruz. Yaklaşık 1 saat kadar süren iniş dikkat gerektiriyor. İnişle ilgili detaylı bir paylaşım ve açıklama daha öncesinde bu güncede yapmıştık zaten (detaylı iniş bilgisi için link). Bir kaç bölümün halatlarla yapıldığı iniş sırasında dikkatli olmak ve doğru yolu tarifleyen kırmızı işaretler haricinde başka patikalara kesinlikle girmemek gerekiyor.


Kelebeklere inişimiz başlıyor.

Sürekli iple inilmiyor ama dikkatli olmak, daima taşların
üzerindeki kırmızı noktaları takip etmek gerekiyor.

Patika olsa bile kayma tehlikesi var.
Daha detaylı anlatmıştık zaten.

Dikkat gerektiren inişler.

İnerken fotoğraf da çekmek gerekiyor.

Yabani taze sarımsak.
Görürseniz tadına bakın mutlaka.

Aşağıya indikten sonra kumsala serilip denize giriyoruz. Burayı herkes görmeli. Türkiye’nin sayılı dingin bölgelerinden biri. İnişinin zor oluşu ve sadece tekne ile ulaşılabiliyor olması sebebiyle kirlenip ruhunu kaybetmemiş bir bölge.

Denize girip sahilde birşeyler içtikten sonra saat 17:00’de dönüşe geçiyoruz. Bu zor inişin yorucu da bir çıkışı oluyor tabii. Çıkarken de dikkat etmek gerekiyor. Saat 18:30 gibi çıkışımız tamamlanıyor ki yukarıda ekibin diğer üyeleri tarafından alkışlarla karşılanıyoruz.


Kelebekler sahiline indik.

Tepelerden gelen ufacık dereler tam burada
denize dökülüyor.

Kelebekler ve meşhur traktörü

Dağlardan sahile indik.

deniz bu mevsim biraz serin ama mutlaka girmek lazım.

Kelebeklerin genelde yazın çalışan meşhur balkonu

Kelebekler Vadisinden Faralya ve Kirme'ye bakış.

Deniz sonrası keyif.
Cafede çay, kahve ve bira zamanı

Kelebekler sahili.

Matze hesabı ödeyemeyince bahçe ve tarlada çalışmaya başladı.

Haydi bakalım. Ekip biçelim.


Yorucu bir çıkışın sonuna geldik sayılır.

Kelebeklerde akşam güneş batışı çok farklı ve özel. Akşam yemeğine kadar şarap ve viskiler eşliğinde güneşi batırıyor, dolu dolu geçen bir günün akşam yemeğini yiyiyoruz.

Yarın sabah saat 07:00’de yola çıkarak öğlene doğru Kabak Olive Garden Pansiyon’da olmayı planlıyoruz. Öğleden sonra da Kabak sahilide deniz keyfi yapacağız.

Sindire sindire, sakin sakin yürümek bu olsa gerek. Acele etmeden eğlenerek, sohbet ederek, farklı kültürlerden insanların birbiri ile etkileşimde bulunması çok güzel birşey. İlk gün yaşanan çekingenlik herkesin üzerinden bir anda kalkınca espiriler, şakalaşmalar ve dünya halleri özgürce havalarda uçuşuyor.


Akşam yemeği almak için sıra bekliyoruz.

Tüm gün yorgunluğunun sonunda yemek çok güzel geliyor.

Beşinci gün Faralya - Kabak arasında yürüyüş yazılarını okumaya devam etmek için link 

0 yorum:

Yorum Gönder