a walk by Mehmet Koçdemir and Altuğ Şenel

Facebook Link

2 Haziran 2011 Perşembe

AT THE BEGINNING: For any detail, you can get in contact directly with us for communication in English. Please do not hesitate to ask for help. (altugsenel@gmail.com).
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

7.GÜN PARKUR DETAYLARI:

Başlangıç: 08:30

Bitiş: 11:50 (verilen tüm molalar dahildir)


Toplam mesafe: 8 km.

Su: Kaş'a kadar mesafe çok değil. zaten Çukurbağ bölgesi Bezirgan gibi oldukça geniş bir alana yayılmış yayla köyü. Çukurbağ'dan su ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra Kaş'a kadar su ve yemek erzağınız ile en fazla 3 saatte rahatlıkla yürüyebilirsiniz. Yukarıdan Kaş'a inerken zaman zaman su molası verirseniz iyi olur zira iniş dik ve efor sarfetmeniz gerekiyor.

Yemek: Mesafe kısa olduğundan yemek sorunu yok ancak kahvaltı veya yemek molanızı yukarıda Kaş manzarası eşliğinde vermenizi öneriyoruz. Girdavlı Tepe'den doyumsuz manzararayı saatlerce seyredebilirsiniz.

Konaklama: Çukurbağ'ın pansiyon problemi olmadığı gibi Kaş'ta öncelikli olarak Kaş Kamping'i (242-836 10 50) öneriyoruz. Bunun dışında Kaş'ta konaklayabileceğiniz sayısız pansiyon mevcut. Kaş merkezdeki pansiyonları seçmeniz iyi olur. Akşam merkezden dönüş çok kolay olur. Örneğin Hideaway Pansiyon'un (242-836 18 87) teras manzarası oldukça güzel. Küçükçakıl tarafında Cemil Pansiyon  (+90-242-836 15 54) bulunuyor. Buralar bizim konakladıklarımız. Tercih sizin. Seçenek çok. Kısa bir internet araştırması ile istediğiniz türden bir konaklama imkanı bulabilirsiniz Kaş'ta.

Parkur Zorluğu: Yol kısalıyor diye acele gitmeyin. İniş oldukça dik, uzun ve taşlı. 2-3 km. tepeden dik bir iniş yapacağınız için ayaklarınız oldukça ağrıyacak. Sabırla inmeniz tavsiye olunur.

Parkur Yükselti Grafiği: Büyütmek için resimin üzerine tıklayınız.


HAZIRLADIĞIMIZ BLOGDAN HER TÜRLÜ FOTOĞRAF VE PARKURU ÜCRETSİZ İNDİREBİLİRSİNİZ. YANLIZCA FOTOĞRAF VE PARKURLARI MÜMKÜNSE İZİN ALIP VE KAYNAK GÖSTEREREK VERİRSENİZ ÇOK MEMNUN OLURUZ. BU İSTEĞİMİZ TAMAMEN EMEĞİMİZE SAYGI, PAYLAŞIMIMIZ HERKESİN BUYÜRÜYÜŞÜ YAPABİLMESİ AMAÇLIDIR. HER TÜRLÜ SORUNUZU DA YANITLAMAKTAN ÇOK MEMNUN OLURUZ. TEŞEKKÜRLER.  (altugsenel@gmail.com)

YOU'RE ALL WELCOME TO DOWNLOAD GPS ROUTES AND PICTURES FOR FREE. WE REALLY APPRECIATE IF YOU CAN GET A KIND PERMISSION AND PROVIDE THE SOURCE OF THE GPS ROUTE AND PICTURES BEFORE UPLOADING THEM TO YOUR SITE OR USING THEM ANYWHERE ELSE. THANKS IN ADVANCE.  (altugsenel@gmail.com)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Altuğ her sabah olduğu gibi erkenden ayaklanıyor. Bu sefer Kate Clow'un kitabından geçmişe dönüp nerelerden yürüdüklerini, Çukurbağ-Kaş arasını çalışıyor. Mehmet halen uyku vaziyetinde. İngiliz çift henüz uyanmamış besbelli. Ses gelmiyor.

Kaş'a zamanında varıp güneş ve denizin keyfini sürebilmek için Altuğ Mehmet'i uyandırıyor. Bir süre daha yatarak dinlendikten sonra ayağa kalkıyoruz. Ayak tabanlarımız ağrır halde ayaklanıyoruz. Yürüyüşü tamamalıyor olmaktan ötürü mutluyuz ama dünkü yorucu performanstan sonra ayak tabanlarımız patlamış vaziyette. Su toplama yok ama yere basınca inanılmaz batıyor. 1-2 güne kalmaz su toplayacaklar besbelli. Kaş'tan devam ediyor olsaydık ayakların kendine gelebilmesi için muhtemelen Kaş'ta 2 gün dinlenmemiz gerekebilirdi. neyseki önümüzde 8-9 km.lik bir yolumuz kaldı. Sonrası denizde bitecek diye ümit ediyoruz.

Bu arada İngiliz çiftte uyanmışlar bahçede havuzu temizliyorlar. Salona gelebilmeleri için balkona çıkıp günaydın diyoruz ve yukarıya çıkıyorlar. Hızlıca toparlanmaya başlıyoruz. Kahvaltıya da davet ediliyoruz ancak yola çıkmamız gerektiğini söyleyip nazikçe bu tekliflerini redediyoruz. Hazırlanırken Altuğ'un canı ne zamandır özlediği sabah kahvesini içmek istiyor ve kendisine hızlıca bir sade nescafe hazırlıyor.

Kaş'ta çantalar dağılıp havalandırılacağı için toparlanmamız çok uzun sürmüyor ve bu tatlı çifte veda ederek yola koyuluyoruz. Yere düzgün bir şekilde basmakta ikimiz de çok zorlanıyoruz. Tek tesellimiz 9 km. yolumuz kalmış olması. Bir başka can sıkıcı olay da Altuğ'un çantasında. Bel bağlantısı kopmuş ve tamiri burada zor. Dolayısıyla çanta sırta yapışmıyor ve 20 kiloluk çanta her attığı adımda sırtına vurup duruyor.

Dün yürüyüşü bitirdiğimiz ve geceyi tepesinde konaklamaya verdiğimiz terasta geçici birşeyler yapıyoruz ancak kalıcı bir çözüm olmayacak gibi görünüyor. Sonuç olarak ilahi güç bizim bu yürüyüşü zaten Kaş'ta bitirmemizi istiyormuş. Ayaklar, çanta herşey pert. Camide sularımızı tazelemeyi ihmal etmiyoruz.





Cami önündeki ilk sarı tabela. Yürüyüş başlıyor.

Dün gece önüne indiğimiz camiden sarı renkli Likya tabelaları Antiphellos 9 km olarak gösteriyor. İşaretlerin de yardımıyla sahile doğru yürümeye başlıyoruz. Çukurbağ ve Pınarbaşı, Kaş'ın kayalıklı sırtlarının arkasında oldukça geniş bir ovaya kurulmuş yerleşim. Belli ki son zamanlarda sahil kesiminde artan konut fiyatları sebebiyle yabancı turistlerin yatırım yaptıkları yerlerden birisi olmuş. yarı köy evi, yerı pansiyonlar arasında yürüyoruz. Bu arada Çukurbağ'da konaklamak için pansiyon derdi yok. 2-3 tane pansiyon tabelası, hatta sanat atölyesi bile gördük yürürken. eğer yukarıda camide suyunuzu tazelemediyseniz, su ve yemek ihtiyaçlarınız da buradaki pansiyonlardan birinde karşılanabilir.


Çukurbağ içerisinde gördüğümüz ikinci tabela.


Çukurbağ içerisinde yürüyüş


Evlerin, yeni yapılan villaların arasından geçtikten sonra genelde kızıl toprak üzerinden yürüyeceğimiz dümdüz ovadayız. Havaalanı pisti gibi geniş.

Ağrılardan dolayı morallerimiz bozuk. Dolayısıyla çok fazla konuşmadan yolumuza devam ediyoruz. Geniş ovada bir süre sonra yürüdükten sonra gölge bir yerde su-lavaş ve ihtiyaç molası veriyoruz. Sarıbelen'den kalan son lavaşımızı da burada tükettikten sonra yola koyuluyoruz. Bazı yerlerde yol o kadar genişliyor ki işaretleri görmekte zorlanıyoruz. Gerçi ayak izlerinden yollar belli oluyor, hatta ineceğimiz yerin neresi olduğunu kestirebiliyoruz.


Çukurbağ'dan çıktık yeniden patikalardayız


Alabildiğine geniş ovalar üzerinden ilerliyoruz.


Kaş manzarasına az kaldı


Phellos arkada görünen tepelerin ardında kaldı


En sonunda ova bitiyor ve kayalıklara geldiğimizin farkındayız. Çalılık ve ağaçların arasından işaret ve yolu bulmaya çalışıyoruz. Yeniden birbirimizden ayrılıp yolu arıyoruz. GPS yardımıyla Altuğ Mehmet'e yolu bulduğunu haber veriyor ve çalıların arasından geçip tüm yolculuğun en keyifli manzarasını saat 11:30 gibi seyretmeye başlıyoruz. Kaş'ı 500 metreden seyretmenin keyfini süreceğiz bir süre.

Hemen sevdiklerimiz aranıyor, cep telefondan resimli mesajlar gidiyor. Ayak ağrımız kalmadı dersek yeridir. Altuğ çantasından DSLR makinasını çıkartıp manzarayı daha detaylı çekmek niyetinde. Mehmet üzerini çıkarmış güneşin tadını çıkartıyor. Mutluluğumuzu bölüp aşağıya inmek için bir acelemiz yok. Bu arada blogdaki fotoğrafların %95'i şipşak dijital makina ile çekildi.

Fotoğraflarımızı çekip bir süre aşağıyı seyrediyoruz. Sanıyoruz ki burası Kaş'ı gören en yüksek nokta. Muhteşem bir manzara. Kaş'a tatil için bile gelinse bu manzara için yukarıya çıkmaya değer.  Paragliding yapanlar da buralardan bir yerlerden kendilerini gökyüzüne bırakıyorlar sanırım. Müthiş ve tarifsiz bir özgürlük duygusu içerisindeyiz.



İlk çektiğimiz fotoğraf: Meis.


Kaş & Meis


Kaş & Meis


Çukurbağ Yarımadası


450 metre yükseklikteki Girdavlı Tepe'den Çukurbağ Yarımadası ve Meis adası


Çukurbağ Yarımadası ve Marina


Kaş Marina


Kaş Limanı


Mehmetin yüzü gülmüyor acıdan


Çukurbağ Yarımadası Oteller Bölgesine giden yol


Meis : Kastelorizo (Καστελόριζο)


Çukurbağ Yarımadası, Oteller bölgesine giden yol

Zorlayınca Mehmet'in yüzü gülmeye başladı sonunda


Poz sırası Altuğ'da


Şu anda oturduğumuz yerin aşağısı direk uçurum.


Bizde poz bitmez


İşte budur. Grup Emmoğulları ve Meis


Yaklaşık 45 dakikalık molanın ardından inişe geçiyoruz. İşaretler ileride su kuyusu gibi duran bir yapının hemen dibinden aşağıya doğru götürüyor bizi. İnişe geçiyoruz ve ayak çilesi yeniden başlıyor.


İnişimiz uzun zigzaglar çizerek ve bol taşlıklı yoldan oluyor. Yolun antik bir yol olduğu bazı yerlerde taşların yol amaçlı üstüste konarak örülmesinden belli oluyor. Bu tarz yapıyı yol boyunca birçok kez görmüştük. Bu yol muhtemelen Phellos'u liman olan Antiphellos'a bağlayan yol. Bu arada tepemizde bir paragliding yapan birini görüyoruz.



İniş başladı


Kaş'tan yukarıya bakarsanız bu oyuğu görürsünüz. Nedir anlayamadık ama.


Yürü Mehmet Yürü!!!!
Paragliding Hatırası


Su molası için duruyoruz. Mehmet Altuğ'un çantadan suyu çıkartamayınca kaos yaşanıyor ve yorgunluk ve acının verdiği sıkıntı ile atışma yaşanıyor. Yola konuşmadan devam ediyoruz. 5 dakika bile geçmeden önde giden Mehmet'ten "geliyormusun?" sorusu geliyor ve barışıyoruz. Hiç küs kalamayız zaten.



Atıştıktan sonra Altuğ'un mutluluğu. Umurunda bile değil.


İniyoruz ama yol bitmek bilmiyor. Malum, 600 metre az değil. Paragliding yapanlar bile bu iniş için neredeyse yarım günlerini harcıyorlar. Dolayısıyla sabırla inmemiz lazım. Zira iniş o kadar kolay değil. Artık son kilometreleri yürüyoruz ve başımıza bir kaza gelmesini istemeyiz. Zaten inişe başlamadan önce Altuğ Kaş'a varma konusunda sabırsız olan Mehmet'i 2-3 kez uyarıyor. Sonunda Kaş-Kalkan karayolu gözüküyor. Zigzaglar çizerek indiğimiz bu yol karayoluna çıkarak sona eriyor.


Yolun karşısına geçip kaldırımın üzerine seriliyoruz. İşte medeniyet. Sağ salim vardık Kaş'a Varmamız iyi mi kötü mü bilinmez ama doğaya çok alışmıştık. Söyleyecek söz yok.



Sonunda karayoluna çıktık... İniş bitti. 3 km.lik yol Kaş içi iniş.


15 dakikalık dinlenmenin ardından Kaş sokaklarından inişe geçiyoruz. Artık işarete ihtiyacımız yok. Medeniyetin acımasız izleri (inşaat, çöp kutuları, asfalt) bizi zaten Kaş'ın merkezine götürüyor.

Bu kadar karamsarlığın ardından ilk hedef Kaş'ta ilk eczanede tartılmak ve gölge bir yerde soğuk bir soda içmek. Aklımıza alkol gelmiyor bile. Oldukça dik sokak inişlerinden sonra Kaş'ta liman meydanına iniyoruz. İlk mola Kaşspor çay bahçesinde sade soda için veriliyor. Buz gibi sodaları devirip, buraya varmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ardından tartılmak için Merkez Süleyman Camiisinin olduğu meydanda bulunan, hemen köşedeki Eczane.



Kaş'a iniyoruz.

Biz iki perişan eczaneye girer girmez tartılmak için geldiğimizi söylüyoruz. Eczacı ve çırak kız şaşkın bakışlarla bizi süzüyor. Çantalarımızı çıkartıyoruz ve tartılıyoruz. Her ikimiz de yaklaşık 5'er kilo vermişiz gibi gözüküyor. Eczacı çırağından fotoğrafımızı çekmesini rica ediyoruz ve BU SON FOTOĞRAF DA BU İKİ KADİM DOSTUN LİKYA YÜRÜYÜŞÜNÜN NOKTASI OLUYOR...

Eczaneden sonra Kaş Kamping'in yolu tutuluyor ve tüm yorgunluk daha yaz sıcağından ısınmamış denize girerek kaybolup gidiyor...


BÜYÜK HAYALLER KURARAK YAPTIĞIMIZ BU YÜRÜYÜŞ, YOLCULUK BOYUNCA YAŞADIĞIMIZ TÜM GÜZEL ANLAR, BU DOSTLUĞUN BAŞLANGIÇ NOKTASI OLAN, ELEKTRİKSİZ VE SUSUZ KERPE YILLARININ ASLINDA NE ANLAMA GELDİĞİNİ, MEDENİYETTEN ÇOK DAHA ÖZEL ŞEYLER OLDUĞUNU, YILLAR SONRA HAYAT TECRÜBEMİZLE BİZE ÖĞRETMEYİ SAĞLAYAN RAHMETLİ BABALARIMIZIN OLSUN...

NE MUTLU BİZDEN SONRAKİLERE DE ONLARIN AKTARDIKLARININ BİRAZINI AKTARABİLİRSEK...

2012'DE ANTALYA-KAŞ ARASINDA GÖRÜŞMEK ÜZERE...


Eczane önü, Son Fotoğraf hatırası


Bir kare daha!!! Bir kare daha!!!!


Bu son olsun. Bu son!!!


Kaş Kamping'e yürüyoruz. Antik Tiyatro. Güneş batışında bir bira da bizim için için lütfen.


İşte indiğimiz yer. Karşıdaki sivri tepenin hemen solu.


ANTIPHELLOS (Kaş)
Antiphellos, Antalya'nın Kaş ilçesinde antik kent ve Kaş'ın Likya dönemindeki isimlerinden biri.

Kaş'ta buluşmuş olan iki dilli bir yazıttan, Kaş'ın altındaki kentin Antiphellos olduğu kesin olarak anlaşılmıştır. Ancak Kaş'ın daha eski ismi Habesos'dur. Antiphellos, Antalya’nın Kaş ilçesinin olduğu yerde idi. Likçe yazıtlarda ve Pilinius’da “Habesos” diye adlandırılan bu kentin ismi Hellen dilinde “Taşlık Ülke” anlamındadır. XX.yy.ın başlarında da buraya “Andifli” denilmiştir.

M.Ö. IV. yüzyılda Antiphellos çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulunan Phellos'un limanı idi. Ancak Hellenistik döneme girilirken Phellos gerilemiş, Antipellos ise gelişerek daha ön plana çıkmıştır. Bu durum Roma döneminde de devam etmiş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek Phellos'un limanı durumundan çıkmış ve kendine yeten zengin bir şehir durumuna gelmiştir.

M.Ö. II. Yüzyılda Likya Birliğine katılan kentler arasındadır ve bu birliğin bastığı sikkelerin arasında Antiphellos’un da ismi vardır. Bizans devrinde ise diğer Likya kentleriyle birlikte Myra Metropolitliği'ne bağlı bir piskoposluk merkezi idi. Bugünkü Kaş ise bu antik şehrin üzerine kurulmuştur.

Bugün Akropoldeki düzgün sur kalıntıları iyi bir durumda gelmiştir. Yalnızca kuzey ve batı surlarından hiçbir iz görülememektedir. Surlarda, Helenistik dönemde uygulanan rektagonal tekniği, yani taşların dış yüzlerinin hafif şişkin olarak işlendiği görülür. Ayrıca sur kapısı ile iç kalıntıları da ayakta olup onlara dayanılarak kentin tamamen surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır.
Kentin batısında, Çukurbağ yarımadasına giden yolun üzerinde tiyatro yer almaktadır. Helenistik dönemde yapılan ve güzel bir taş işçiliği gösteren tiyatronun 26 oturma sıralı olduğu ve rahatça 4000 kişiye hizmet verdiği sanılmaktadır. Cavea sağlam durumdadır M.S.III.yüzyılda bazı ilâveler yapılmıştır.

Tiyatronun üstünde M.Ö. IV.yüzyıla ait doğal kayadan oyularak yapılmış ev tipi bir mezar anıtı vardır ki bu “Dansözler Mezarı “diye adlandırılır. Kare biçimindeki bu mezar 4.5 m2’dir.
Mezarın içinde ,kapının karşısına gelen duvarda el-ele tutuşarak dans eden küçük figürler ile sedirin üzerinde yine dans eden 21 adet figür işlenmiştir. Cephenin köşeleri ve kapı sağır payelerle hareketlendirilmiştir.

Dansözler Mezarı (M.Ö. IV Yüzyıl) Şehirde akropöl olarak nitelenen yükseltinin Meis Adası'na bakan yüzünde muntazam sur kalıntıları görülür. Ancak bu sur kalıntılarının kuzey ve batı yönlerinden günümüze bir şey gelememiştir. Deniz kenarındaki sur kalıntıları da bugün görülebilir. Şehrin batı kısmında kalan Çukurbağ Yarımadası'na giden yolun sağında Antiphellos'un denize bakan tiyatrosu oldukça sağlamdır.

Kaş'ın en önemli anıtı Uzun Çarşı Caddesi üzerinde, halıcı dükkânlarının arasında karşımıza çıkan ve tek bloktan oluşan bir lahiddir. Günümüze sağlam bir şekilde gelebilen lahdin üzerindeki sekiz satırlık Lykia dilindeki yazı okunamadığı için lahdin kime ait olduğu bilinmemektedir. Bu nedenle de halk ona Kral Lahdi adını yakıştırmıştır.
Kaş’ın bugün adeta bir simgesi durumundaki mezar anıtı Uzun Çarşı caddesinde, Postahane sokağındadır.
Günümüze iyi bir konumda gelen ve tek bir bloktan yapılmış olan bu lahdin 1,5 m. uzunluğundaki alt kısmında boncuk motifleri ve sekiz satırlık Likçe bir kitabe vardır. M.Ö. IV.Yüzyıla tarihlenen bu mezarın kitabesi okunamadığından kime ait olduğu anlaşılamamıştır .Bu kaidenin üzerine dikdörtgen prizma şeklindeki anıtın sandukası oturtulmuştur. Kapağın kuzey-batı alınlığında sopasına dayanmış,sağ bacağını sol bacağının üzerine atmış, üzgün görünümlü bir erkek ile bir kadın figürü işlenmiştir.

Güney-doğu alınlığında ise ayakta duran ve uzun bir manto giymiş bir kadın figürü görülmektedir. Ayrıca lahit kapağının her iki yanına da aslan kabartmaları işlenmiştir. Kapağın batı tarafı pencere şeklindedir.

Antiphellos’taki mezarların çoğu kentin kuzeyindeki yamaçta, evlerin hemen arkasındadır. Bunlar ev tipi mezarlardır. 1842 de Kaş’a gelen Spratt isimli bir İngiliz subayı burada yüzün üzerinde mezar olduğundan bahsederse de bugün bunların çoğu inşaatlarda kullanıldığı için yoktur.