a walk by Mehmet Koçdemir and Altuğ Şenel

Facebook Link

25 Mayıs 2011 Çarşamba

On 25.5.11 by altug


Dönüp dolaşıp geri geldiğim, memleketinden koparılamamış Kocaeli doğumlu kendi halinde bir vatandaşım. İstanbul Teknik Üniversitesi (İ.T.Ü.) Makina Mühendisliği ve yine aynı bölümde yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra maddi şartlar gereği “doktora terk” ünvanı ile bilim ve ilimi bir kenara koyup özel sektörde çalışmaya başladım ve ekmeğimi maaşımdan çıkarmaya başladım. Hobilerimin, heveslerimin peşinden gitmeyi sevdiğimden Anadolu Üniversitesi Açıköğretin Fakültesi Fotoğraf ve Kameramanlık Bölümünden de mezun oldum. Çok iyi derecede İngilizce biliyorum. Evliyim ve bir erkek çocuk babasıyım. Bu yazıyı okuyacak arkadaşlara şimdiden başarılar dilerim.

Üniversite zamanında elime aldığım fotoğraf makinamı belli zamanlarda teknoloji sebebiyle yenilemek zorunda kalmış olsam da yanımdan hiç ayrılmadan benimle birlikte bugünlere geldi. Öyle ki, boynumda asılı durduğu bir gün “biraz da sosyallik” diyerek kapısından içerisine girdiğim, Türkiye’nin en köklü fotoğraf derneklerinden, 35 yıllık KASK’ta (Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği – www.kask.org.tr) bugün dernek başkanlığı görevini yürütüyor olmama da vesile oldu. Bununla birlikte, TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu – www.tfsf.org.tr) delegesiyim. Kişisel çalışmalarımı günlük hayattan ve sokaktan fotoğraflar, meyhaneler üzerinde yoğunlaştırdım. Bu çalışmalar beni farklı türden arayış ve uygulamalara itmeye başladı.

Yürüyüş ve gezilere ciddi anlamda üniversite yıllarımda başladım. Aslında tüm bu gezip görmelerimin en büyük eksikliği paylaşmaktı. Evet artık internet ve sosyal alemde bunlar çok kolay ancak bugün bile detaylı kişisel paylaşımlar yeterli sayıda değil.

Bunu bir eksiklik olarak görmeden tamamen keyfine ama yürüyeceklere yol göstermeyi ihmal etmeden, fazla bilmişlik yapmadan, kadim dostum Mehmet ile zararın neresinden dönersek kardır diyerek paylaşıma Likya Yolu’ndan başladık. Öncesinde birkaç kez farklı bölgelerine uzun süreli gittiğimiz Kaçkarlar, uzun bir Doğu Anadolu turu, bisiklet turları gibi aramızda anlatılması hala keyif verebilen uzun yollarımız da oldu ancak birçoğumuzun yaptığı gibi beynimizin tozlu rafları arasında hoş bir anı olarak kaldı.

Likya Yolu’nu özel sektörde çalışmanın verdiği kısıtlı izinler ama daha önemlisi sindire sindire yürüyebilmek için 4 senede tamamladık. Ancak tamamlarken detaylı ve -sürükleyicilik sağlayabilmesi için- anlatım tekniği kitaplardakinden biraz farklı bir “Likya Yolu Güncesi” ortaya çıktı.

Günce büyüdükçe, yeni yazılar eklendikçe daha önemlisi paylaştıkça arkadaşlıklar ve ilginç fikirler gelmeye başladı. Bunlardan bizi en teşvik edeni, güncemizin ingilizce ve basılı (sadeleştirilerek) rehber kitap haline getirilmesi, son yıllarda popülerliği ve sayısının giderek arttığı kültür rotalarının da yürünerek bu şekilde bir günce olarak paylaşılması için davet ve öneriler almaya başlamamız oldu.

Hepsine yetişmek zor. Evet bugünlerde iş-güç ve yürüyüşlerden fırsat buldukça ingilizce sitemizi hazırlamaya devam ediyoruz (www.lycianway.co.uk - www.lycianway.org). Yürüyeceklere yürüyüş öncesi yolları ve zorlukları anlatarak, hatta zaman zaman da onlarla yürüyerek kendimizi doğadan kopartmamaya çalışıyoruz. Halen özel tur programları üzerinde de çalışmaktayız.

Boş durmuyoruz. Yürüdük, paylaştık diye övünmüyoruz. Dolayısıyla St. Nicholas Yolu ve St. Paul Yolu'na da başladık. Paylaşımlar gelecek çok yakında. Zaman, sağlık ve ömür yettikçe daha çok plan proje var kafalarda.

Kocaeli’de yaşadığım ve yaşadığım yerlerin de benzer yürüyüş imkanlarına sahip olması sebebiyle Kocaeli ve Sakarya Orman Bölge Müdürlüğü ile benzer bir yürüyüş projesini Samanlı Dağları üzerinde hayata geçirmek için çalışmalara başladım. Kendileri ile yaptığımız görüşmelerde desteklerini alarak parkurları haritalar üzerinde belirlemeye çalışıyoruz. Ardından işin uygulama kısmında işaretleme ve tabela çalışmalarına geçeceğiz. Bu bölgelerin parkurları İstanbul ve civar şehirlerden gelen birçok doğaseveri yaz/kış ağırlıyor. Bu türlü bir rotanın buralarda olmaması ciddi bir eksiklik.

Bu kadar yazıyı neden mi yazdım? Amacımız nedir? Burada en önemli amaç (blog ve güncelerin ortaya çıkışının temeli) insanları sadece okumadan ve fotoğraflara bakmadan alternatif turizime teşvik etmek. Bunda da çok başarılı olduk. Güncemiz bir çok insanı yaşına ve kondüsyonuna bakmadan teşvik ederek yollara düşürdü.

Bana hem iş, hem özel hayat, hem fotoğraf hem de bunlara nasıl yetiştiğimi sormayın zira ben de bilmiyorum.