a walk by Mehmet Koçdemir and Altuğ Şenel

Facebook Link

4 Ekim 2015 Pazar

Likya coğrafyası gezerek, okuyarak, hatta koşarak bitmez. Ruhu farklıdır. Her ziyarette yeni bir yaşantı ve tecrübe ile karşılaşılır, hüzünle geri dönülür. Likya Yolu bu sefer beni ultramaraton için geri çağırıyor ve yollara düşüyorum.
Son beş senedir adım adım arşınladığım antik Likya Yolu boyunca karşılaştığım insanlar tarafından nasıl bir ruh halinde görüldüğümü bilemiyordum. Bu sefer patikaları koşacakları, yorgunlukları, neler hissetiklerini onlardan dinlemek ve gözlemlemek farklı bir tecrübe olacaktı.
Yaklaşık 42 km'lik normal maraton mesafesini aşan dayanıklılık yarışları "ultramaraton" olarak adlandırılıyor. Her yıl binlerce sporsever bu yarışlara katılabilmek için düzenli antreman yapıyor. Ultramaratonun ruhu diğer sporlara göre biraz farklı çünkü dostluk ve yardımlaşma da çok önemli. Hedef dereceye girmek olsa da önemli olan günlerce süren, sabır ve dayanıklılık gerektiren parkurları tamamlayabilmek.
Buluşmamız etkinliğin ilk gün kampı alanı olan Fethiye’nin Gemile Koyu’nda gerçekleşiyor. Ultramaraton boyunca sürekli yer değiştireceğimiz için konaklamamız da göçebe yörükler gibi geleneksel kıl çadırlarda oluyor. Kıl çadırın kendine has kokusuna alışkın olmayanlar başlangıçta bunu yadırgasa da Likya Yolu üzerinde geçecek bir hafta boyunca daha ilk günden kokuya ve uyku tulumlarında uyumaya alışıp gideceğiz.
Akşam yemeğinden sonra organizasyon ekibi ultramaraton koşacak sporcuların günlerce çantalarında taşıyacakları yeme içme ve zaruri eşyaları denetliyor. Acil yardım malzemeleri, uyku tulumu, kafa feneri, mat ve düdük gibi malzemelerin haricinde çantada günlük minimum 2500 kalori yemek olmalı. Eğer az ise mutlaka ilave yapmaları gerektiği hatırlatılıyor. Fazlası ekstra ağırlık anlamına geliyor ki hiç bir sporcu böyle bir durumu göze almak istemez.


Çantalar kontrolden geçiyor.

Sporcular yarış boyunca fiziksel ve zihinsel kapasitelerini zorlamalarının yanında, iyi bir koşu stratejisi yapmaları gerekiyor. Fethiye’den başlayıp Çıralı’da tamamlanacak etkinlikte Likya Yolu’nun 250 km.lik bölümü toplam 6 etapta koşuluyor. Katılımcıların yarış boyunca sırtlarında taşıdıkları yiyeceklerin yanında, su ihtiyaçlarını da kamp alanlarında veya parkur boyunca kurulan su noktalarından karşılıyorlar.
Ultramaraton tecrübe de gerektirdiğinden, uzun ve zorlu parkurları koşamayacaklar için de kategoriler bulunuyor. Ultramaraton harici daha kısa mesafeli kategorilerde koşacakların yiyeceklerini sırtlarında taşımaları şart değil zira yiyecek ve içecek ihtiyaçları organizasyon tarafından karşılanıyor. Şartlar ne olursa olsun Likya Yolu’nun zorlu patikalarında herhangi bir kategoriyi tamamlamak da önemli bir başarı.
Çanta kontrollerinden sonra her akşam düzenlenecek olan toplantılardan ilki gerçekleştiriliyor. Burada yarışma kuralları hatırlatılıyor ve ertesi gün koşulacak olan parkurlar hakkında bilgiler veriliyor. İlk gün olması sebebiyle her yarışmacıya verilen takip cihazları ve GPS hakkında da bilgiler veriliyor. Böylelikle her yarışmacı anlık olarak takip edilerek kaybolma riskinin önüne geçilip, olası bir sağlık probleminde yerinin kolaylıkla tespit edilmesi sağlanmış oluyor.

Lafı fazla uzatmadan ilk gün fotoğraflarını paylaşalım. Fotoğraflara tek tek konu girebilmek mümkün olmadı açıkçası. Kendinden birşeyler bulacak herkes fotoğrafları email (altugsenel@gmail.com)  atarak talep edebilir. Bir de küçük bir rica bu kadar emeği boşa harcamamanız için fotoğrafları kişisel sitenizde vs. kullanırsanız (www.likyayolu.org veya www.yuruyusyollari.com) referans vermenizi rica ediyoruz.


Buluşma ve akşam yemeği sonrası ilk gün toplantısı.

(Gemile Koyu / Fethiye)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

İlk gün etabı Ovacık’tan, Likya Yolu’nun doyumsuz Ölüdeniz manzarası ile başlıyor. Sporcuların birçoğu buralara ilk defa geldiği için karşılarına çıkan manzaralar karşısında koşmayı adeta ikinci plana atıyor.
Ovacık’tan başlayan 36 km uzunluğundaki ilk gün parkur Babadağ eteklerinde bulunan Kozağaç ve Kirme köylerinden geçerek, Alınca ve Boğaziçi üzerinden daha çok Roma dönemine ait kalıntılar görülebildiği Sidyma Antik Şehrinde son buluyor.
Likya coğrafyası kayalık ve uzun iniş-çıkışlar içerdiğinden, kendine has zorluğu daha ilk koşu gününün akşamında sporculardaki yorgunluktan anlaşılıyor. Herkes halinden memnun ancak yorgunlukları aşikar. Akşam yemeğinden sonra da kamp adeta sessizliğe bürünüyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yükseklikteki bu antik şehirde sonbaharın serin dokunuşu birçoğumuzu üşütüyor olsa da ertesi günün heyecanı ve Likya’nın havasını solumak uykuyu bölebilecek tüm olumsuzlukları adeta unutturuyor.


Kirme'deki checkpoint sonrası koşu Alınca'ya doğru devam ediyor.

İLK GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Fethiye - Sidyma)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Maratonun ikinci günü Likya’lı güneş tanrısı Apollon’un izlerini takip ederek 47 km. koşacak olan sporcular Sidyma’dan başlayarak Bel Köyü üzerinden sarp ve sürekli dikkat gerektiren bir inişe sahip Gavurağılı’na ulaştıktan sonra Pydnai kalesi üzerinden Likyalı güneş tanrısı Apollon ve Artemis’in anaları Leto adına kurulmuş Likya’nın dini merkezi Letoon Antik Şehri’ne ulaşıyorlar.
Parkurun son bölümünde ise, yaklaşık 7 km. uzunluğundaki Patara kumsalı boyunca koşarak Apollon’un doğduğu yer olarak bilinen, Likya’nın önemli liman kenti Patara’dan geçerek ve ikinci gün etabını Kalkan’ın Pınarkürü mevkiisinde bitiriyorlar.
İkinci günün ardından kamp yerimiz Letoon ve Pınarkürü’nden araç transferleri ile Kaş’ın Büyükçakıl sahili oluyor. Sporcular ilk gün tam dinlenemeden ikinci günün de zorluğu üzerine eklenince kamp alanında yorgunluk yeniden galip geliyor. Ancak keşif ruhu üçüncü günün ardından kazanan taraf oluyor ve gün sonundaki yorgunluklar sonraki günlere devredilmiyor.
Kaş’ta bulutsuz, pırıl pırıl bir güneş batışı seyredip, akşam toplantısında da önümüzdeki Kekova parkurları hakkında teknik ve tarihi bilgileri de aldıktan sonra, yorgunluğu herkes bir kenara atıyor ve heyecan ile yarını beklemeye başlıyor. Işık ülkesinin kalbine, Kekova’nın yalnız patikalarına doğru ilerledikçe “artık doğanın bir parçası olmuştuk” dersek yalan olmaz.


İkinci gün koşusu Kalkan'a doğru devam ediyor.
Sporcular Kumluova sahiline yakın Letoon'a doğru ilerliyor.

İKİNCİ GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Sidyma - Patara - Kalkan)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Üçüncü gün 35 km. uzunluğunda Kaş ve Kaleköy (Simena) arası koşuluyor. Sırasıyla; Limanağzı (Sebeda), tarihteki en eski deniz batıklarından birinin çıkarıldığı Uluburun, Ufakdere, Boğazcık (Apollonia), Aperlae ve Üçağız (Theimussa) üzerinden Kaleköy’ün arkasındaki geniş düzlüklerde etap tamamlanmış oluyor. Aperlae’ye lahitler ve şehir surları ve muhteşem manzaralar eşliğinde yapılan iniş sırasında, Ufakdere ve Üçağız’da birçok sporcu koşmayı bırakıp hatıra fotoğrafı için mola vermeyi ihmal etmiyor.
Üçağız üzerinden akşam kamp yapacağımız Kaleköy’e ulaştıktan sonra Kekova’nın doğasından da olsa gerek, kimselerde yorgunluktan eser yok. Gerek organizasyon gerekse sporcular arasında geçen keyifli ve samimi sohbetler bu gibi organizasyonların ortak dünya görüşüne sahip doğaseverleri bir araya getirebileceğini açıkça gösteriyor.

Üçüncü gün Kekova'da.
Aperlae Antik Kenti'nin kalıntıları arasından sahile doğru iniliyor.


ÜÇÜNCÜ GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Kaş - Simena)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Son gün koşulacak olan 115 km. parkur öncesi ısınma denebilecek, 11 km uzunluğunda kısa Kaleköy-Çayağzı etabının ardından sporcular son etap için Demre’nin Çayağzı sahilinde kampta dinlenmeye başlıyorlar.
Kamp alanımızın bulunduğu yer antik zamanlarda Andriake olarak bilinen önemli bir liman kenti. Granarium adı verilen ve günümüze kadar ayakta kalabilmiş Avrupa’nın en büyük antik tahıl ambarlarından birisi burada bulunuyor. Yakın dönemde aslına benzemeyen türden bir restorasyon görmüş olsa da çevresindeki kalıntılarla oldukça etkileyici görünüyor.


Dördüncü gün mesafe kısa olunca eğlence de fazla oluyor haliyle.

DÖRDÜNCÜ GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Simena - Çayağzı)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)



Çayağzı'nda sabah kahvaltısı.
Uzun etap koşusu için akşam saatleri beklenecek.

BEŞİNCİ GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Transfer ve hazırlık günü)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Koşunun sona ereceği Çıralı sahilindeki kamp alanına sporcular 100 km. üzerinde zorlu bir koşu sonrasında ulaşıyor olacak. Gece saat 00:00’da Finike’den başlayarak yaklaşık bir gün boyunca sürecek koşu Çıralı sahilinde sona erecek.
Uzun etabın 70. km. istasyonunda sporcular limon, tuz ve sıcak su molası için durduklarında konuşmakta bile zorlandıklarını görebiliyorduk. Ne olursa olsun, kalan mesafelerin küçük bir ayrıntı olmaktan öteye gitmediği bu durumda herkes koşuyu bitirmeye kararlıydı.
Bitiş noktasına ulaşan her bir sporcu için herkes saygı gösterircesine oturduğu yerden kalkıyor, var gücü ile alkış tutuyor, tebrik edebilmek için yanına doğru gidiyordu. Yarışı bitirenler kısa süren şaşkınlığın ardından etrafında toplanan insanlara doğru bakmaya başlıyor, gülerek ve eğlenerek konuşmaya başlıyordu.
Finike'de koşu öncesi son hazırlıklar.
GPSler son kontrolden geçiyor.

ALTINCI GÜN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
(Finike - Çıralı / Uzun Gün)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)

Likya Yolu çöl koşularının bile bulunduğu uluslararası ultramaraton parkurları içerisinde parkur zorluğu açısından başı çekenler arasında. Yarışmayı derece ile bitirmek gurur verici ancak maratonu tamamlıyor olmak daha kıymetli. Yarış sonrasında derece olarak alt sıralarda kalan sporcularda bile ultramaratonu tamamlamış olmanın mutluluğunu ve gururunu görebilmek mümkündü.
Yarış sonrası sahilde serbest geçen gün sonrasında ödül töreni bir o kadar eğlenceli oldu. Koşan veya koşmayan, etkinliğe katılan herkes dereceye girmiş gibi mutluydu. Bu uluslararası organizasyonda emeği geçen herkesi, yarış direktörü Prof. Dr. Taner Damcı ve Uzunetap ekibini ayrıca kutlamak gerekiyor. Her etkinliğin ardından yerinde saymadan, üzerine koyarak, organizasyonları yapabiliyor olmak gurur verici bir hedef.
Bu kadar başarılı bir organizasyonun ardından kazananı da tebrik etmemek olmaz. Erkeklerde Mahmut Yavuz 33 saat 28 dakika, bayanlarda ise İngiltere’den Erica Terblanche 38 saat 49 dakika ile birinci oldular.
Likya Yolu Ultramaratonu farklı ülkeler ve şehirlerden çok sayıda sporcunun ve gönüllünün biraraya gelerek doğada dayanışma ile mücadele ettiği farklı bir deneyim. Keşke günlük yaşantımızda da rekabeti böyle dostça yaşayabilsek.


Ultramaraton Hatırası

(4G ve 6G Koşuları ve Ödül Töreni)
(Linki açtığınızda fotoğrafları "Slideshow"u seçerek de görüntüleyebilirsiniz)


Likya Yolu Ultramaratonu ile ilgili daha geniş bilgiyi www.likyayoluultramaratonu.com adresinde de bulabilir belki 2016 olanına da başvuru yaparsınız. Kimbilir?

Fotoğraflardan talep etmek isteyenler olursa dosya isimlerini adlarını yazarak altugsenel@gmail.com adresine e-mail atabilir. Para pul ücret harç borç yok.

Bu arada kimsenin hakkını yemeden, tüm kategorilerde dereceleri yazalım:



Ultramaraton Erkekler
1- Mahmut Yavuz
2- Faruk Kar
3- Mustafa Kızıltaş

Ultramaraton Bayanlar
1- Erica Terblanche
2- Aylin Savacı Armador
3- Bakiye Duran

Discovery 6G Erkekler
1- Utkuer Yaşar
2- Mehmet Yener
3- Göksen Çınar

Discovery 6G Bayanlar
1- Sibel Berna Çankaya
2- Gülcan Ürper
3- Çağla Pole 

Discovery 4G Erkekler
1- Ayhan Taşkıran
2- Fırat Çavaş
3- Hüseyin Kaymaz

Discovery 4G Bayanlar
1- Seda Nur Çelik
2- Aslı Sertçelik
3- Tuğba Tetik

Sevgiler.
Altuğ Şenel